Işığı söndürdüğüme pişman olmuştum ama yeniden kalkıp yakamayacak kadar da yorgundum. Sonra korku verici, uzunca bir aradan sonra, merdivenlerden ve koridordan gelen yeni gıcırtıları takiben, bütün kaygılarımın gerçekleşmekte olduğunu gösteren o yumuşak, o yanlış anlaşılmaya meydan vermeyen ses geldi. Kapımın kilidinin bir anahtarla -dikkatle, sinsice, yoklayarak- zorlanmakta olduğuna dair en ufak bir kuşku yoktu.
"Git burdan! Git burdan! Bizi gördüler -canını kurtarmak istiyorsan kaç! Hiçbir şey bekleme. Artık biliyorlar -bu yüzden kaç-çabuk- uzaklaş kasabadan..."