ngrlk.

ngrlk.
@jacklndn
Böcekleri Seven Kadın • Her arayan bulamaz lakin bulanlar arayanlardı...
Habil ırkı, ye, iç ve uyu, Gülümsüyor sana tanrının hoşnutluğu. Kabil ırkı, sürün çirkefte Ve öl sefalet içinde.
Reklam
Paçavracı doğal olarak boheme’den biri değildir. Ama edebiyatçıdan, meslekten komplocuya varana değin boheme’'den olan herkes, paçavracıda kendinden bir parça bulabiliyordu. Herkes, topluma yönelik, şu ya da bu ölçüde, ama henüz bulanık bir karşı çıkış atmosferini paylaşmaktaydı - ve nasıl olacağı bilinmeyen bir yarınla karşı karşıyaydı. Kendi saati gelip çattığında, içinde yaşadığı toplumun temellerini sarsmakta olanlarla aynı duyguları paylaşabilecekti. Paçavracı, düşlerinde yalnız değildir. Kendisine eşlik eden yoldaşları vardır; onların da çevresini fıçılardan çıkan koku sarmıştır ve onların da saçları nice kavgalarda ağarmıştır. Bıyıkları, eski bir bayrak gibi sarkıktır. Dolaşırken paçavracının yoluna muhbirler, casuslar çıkar; o, bunlar üzerinde düşleri aracılığıyla egemenlik kurmuştur.
Bir paçavracı görünür, gelir kafasını sallayarak, Çarparak duvarlara bir şair gibi ve yalpalayarak, Ve metelik vermeden muhbirlere, onların kölelerine, Açar tüm yüreğini görkemli bir geleceğe. Büyük antlar içer, buyruklar yüce yaslar, Kötüleri yere serer, ayağa kaldırır kurbanları, Ve altında asılı bir gölgelik gibi gökkubbenin, Sarhoştur görkemiyle kendi erdemlerinin.
Marx, Fransa’da Sınıf Savaşları’nda bu verginin kaldırılması bağlamı içersinde kentli emekçilerin bir isteminin köylülerin istemleriyle nasıl karşılaştığını göstermiştir. Sıradan şarapla en iyi kalite şaraptan aynı oranda alınan vergi, “nüfusu 4000’i aşan tüm kentlerin kapılarında giriş resmi koyup, her kenti Fransız şarabı karşısında koruyucu gümrük duvarlarıyla çevrili bir yabancı ülkeye dönüştürerek”20 tüketimi azaltmıştı. Marx, şöyle yazar: “Köylüler şarap vergisi aracılığıyla yönetimin şarap kokusunu sınamaktadırlar.” Ancak bu vergi kentliye de zarar vermekte ve ucuz şarap bulabilmek için onu yörekentlerdeki içkievleri- ne gitmeye zorlamaktaydı. Oralarda “vin de la barrière” (“Bariyer Şarabı”) diye adlandırılan vergisiz şarap satılmaktaydı, işçi bu şaraptan aldığı zevki, emniyet müdürlüğünde şube başkanı H.-A. Frégier’ye inanmak gerekirse eğer, tutmasına izin verilen tek zevk niteliğiyle büyük bir gururla ve nispet verircesine sergilemekteydi.
İnsanoğluna bir başkent, mutlaka gerekli değildir. SENANCOUR
Reklam