Aslı

Aslı
@jakarandaaa
Alıntılar yazmak için kullanıyorum.
Çelişkinin ya da en azından karşıtlığın düşünceyi canlandırdığı, süslediği, ona bir çeşni kattığı muhakkaktır; her zaman hep aynı fikri savunmak ne monoton, ne usandırıcı ve yavan şeydir! Böyle olsaydı hayatın tadı tuzu kalmazdı. Yüzler ve karakterler nasıl çeşitliyse, görüşlerin çeşitliliği de o kadar zorunlu ve kaçınılmazdır. Birinin hoşuna gidenin ötekinin hoşuna gitmediğini kabul etmeliyim. Fakat hayır Başrahip, zihnim sadece aksini iddia etmek gibi sudan bir zevk uğruna kimsenin tezine zıt fikirler üretmemiştir. Ama ne yapayım bu benim yaratılışımın bir özelliği, garipliği. Neden böyle olduğuma da pek açıklık getiremeyeceğim. Böyleyim işte!
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Böyleyim, çünkü böyle olmam gerekti. Bütünü değiştirin, zorunlu olarak beni de değiştirmiş olursunuz, ama bütün hiç durmadan değişiyor... İnsan çok rastlanan bir sonuç, ucube ise nadir rastlanan bir sonuçtur. Bunların ikisi de aynı şekilde doğaya uygun, zorunlu, genel ve evrensel düzenin içindedirler. Bunda şaşılacak ne var ki? Bütün varlıklar, dolayısıyla bütün türler birbirlerinin içinden akıp gitmekte... Hepsi durmak bilmeyen bir akış halindeler... Her hayvan az çok insandır, her mineral az çok bitkidir, her bitki az çok hayvandır. Doğada kesin olan bir şey yoktur.
Yüce varlık birbirine hiçbir şekilde benzemeyen milyonlarca dünya yaratmıştır. Bu muazzam çeşitlilik onun muazzam kudretinin bir işaretidir. Ne dünya üzerinde birbirine benzer iki yaprak, ne de göklerdeki sınırsız mekânlarda birbirine benzer iki gezegen mevcuttur. Doğduğun bu küçük atom üzerinde gördüğün her şey onun her şeyi kapsayan değişmez emirlerine göre yerinde ve zamanında vuku bulmak zorundadır. İnsanlar demin ölen çocuğun suya kazara düştüğünü, o evin yine kazara yandığını düşünecekler. Fakat aslında tesadüf diye bir şey yoktur. Her şey ya sınav, ya ceza, ya ödül ya da önlemdir.
“Ah, dedi Sadık, tutkular nasıl da uğursuzdur! Onlar geminin yelkenlerini şişiren rüzgârlardır, dedi münzevi. Kimi zaman gemiyi batırırlar, fakat gemi onlar olmadan seyredemez de. Safra insanı öfkeli yapar, hasta eder, fakat insan safra olmadan yaşayamaz. Bu dünyada her şey tehlikeli ve her şey elzemdir.”
“İnsan hayatı nedir ki? Ey erdem, senden bana ne gibi bir fayda geldi? Etmiş olduğum bütün iyilikler benim için birer uğursuzluk kaynağı oldu. Sırf talihsizliğin en korkunç uçurumuna yuvarlanmak için azametin zirvesine yükseltildim. Şayet diğer pek çok insan gibi kötü biri olmuş olsaydım, ben de onlar gibi mutlu olurdum.”