“zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, onunla ölçüyordum: onu gördüm- görmedim, göreceğim- görmeyeceğim, gelecek- gelmeyecek...”
Birdenbire, "Sizi seviyorum, seviyorum, seviyorum" cümlesini hatırladı, bir an için yüreği ısınır gibi oldu. Fakat tekrar soğudu. Olga'nın seviyorum'ları ne demek olabilirdi? Bir göz boyamasından, henüz boş olan bir yüreğin aldatıcı bir fısıltısından başka ne olabilirdi? Bu aşk değil, sadece bir esintiydi.