Uzun zamandır okumadığım fantastik tür döngümü Yerdeniz büyücüsü ile kırmış bulunmaktayım. Ursula K. Le Guin tarafından 1968 yılında kaleme alınmış Yerdeniz serisi için fantastik edebiyatın öncülerinden diyebiliriz. Yazar, ondan çok daha önce bu yolculuğa atılan Tolkien'den etkilenmiş zaten kitabı okurken yüzüklerin efendisi esintileri de hissediliyor fakat Ursula buradaki büyü kavramını almış büyücülük okulu altında aslında daha düzenli ve derli toplu bir hale getirmiş.
Hikayemiz, gururuna yenik düşüp gücünü kanıtlamak amacıyla yaptığı bir büyü sonucunda bir gölge yaratan ve gölgesiyle yüzleşmek için türlü türlü badireler atlatan Ged'in bir diğer adıyla Çevik Atmaca'nın büyüme hikayesini anlatıyor. Ged, gölgesini kovalarken bir yandan kendi gücünün kudretini keşfediyor bir yandan da Yerdeniz diyarında çeşitli maceralara atılıp yeni deneyimler ediniyor. Her şeyin gerçek ve gizli bir adının olduğu ve bir şeye sahip olmanın tek yolunun bu gerçeğe ulaşmakla olduğu bu evrende, Ged gölgesinin gerçek adını bulursa eğer onu yenebilecek. Kitapta Ged'in büyümeye çalışma deneyimi bana çok yakın ve tanıdık geldi. Nitekim büyümek hepimizin işi ve ucu bucağı olmayan kimi zaman ise zorlu bir yol. Ne zaman büyüyeceğini kestiremiyor insan ya da bunun bir zamanı var mı o da kesin değil. Ama bu yolda tanıdık ve bir o kadar da iç ısıtan bir hikayeye denk gelmek çok güzeldi. Serinin ikinci kitabı Atuan Mezarlarını da bir o kadar merak ediyorum. Eğer sizler de fantastik edebiyat seviyorum diyorsanız kesinlikle şans vermelisiniz. Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin