Ali Rıza Paşa, bir gün Ahmet İzzet Paşa'yı ziyaret eder. Sohbet sırasında aleyhimde atıp tutar ve bu arada önemli bir buluşunu da ekler : "Cumhuriyet yapacaklar, cumhuriyet " diye bağırır.
Yalnız bir şey yapmıyoruz. Milli örgütü sürdürüyoruz ve Heyet-i Temsiliye'yi ortadan kaldırmıyoruz. Tek kabahatimiz budur. Damat Ferit Paşa'dan sonra, diğer bir damat paşanın etrafında, sadrazam diye, nazır diye toplanmış birtakım boş beyinlileri, alçak bir padişahın alçak düşüncelerini uygulamakta kolaylıkla serbest bırakmayacağımızı hissettiriyoruz.
Devletin içine düştüğü çöküşün çıkmazının derinliğini ve dehşetini görmekten âciz olan zavallılar, doğal olarak gerçek çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Çünkü o gerçek çare, kendilerini daha çok korkutur. Çoktan kul olduğuna kuşku kalmamış olması gereken Padişah'ın kulluğuyla kazanılabilecek iktidarın, iktidarsızlığa örnek olması doğal doğal değil miydi ?
Önder olacakların, her ne olursa olsun, amaçtan dönmemesi, memlekette barınabilecekleri son noktada, son nefeslerini verinceye kadar, amaç uğrunda fedakarlığa devam edeceklerine işin başında karar vermeleri gerekir. Kalplerinde bu kuvveti hissetmeyenlerin harekete geçmemeleri elbette daha uygun olur. Yoksa bu durumda hem kendilerini ve hem de milleti kandırmış olurlar.