İbrahim Öztürk

İbrahim Öztürk
@jbrahimm
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Amerika'nın federatif sistemine karşı olan Atatürk, başkanlık sistemine de karşıydı. Kendisinin, cumhurbaşkanlığıyla başbakanlığı birleştirip ''başkan'' olmasını isteyenlere, 2 Ekim 1930'da şu cevabı vermişti: ''Arkadaşlarımız içinde başbakanlık yapacak kişi çoktur. Fakat bu arkadaşlarım dahil olduğu halde, milletin genel eğilimi, benim şu veya bu zorunluluk karşısında başbakan olmamı gerektirirse bu görevi büyük bir tevazu ve minnetle yapmaya hazırım. Bu taktirde benim aynı zamanda cumhurbaşkanlığını üzerimde bulundurmamın elbette kanuni imkanı yoktur.(...) Amerikan sistemini(başkanlık) memleketimizde uygulamayı hiç hatırıma getirmedim. Sistemsiz ve kanunsuz biçimde cumhurbaşlanlığıyla başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmedim ve düşünecek adam olmadığım bütün milletçe malumdur zannederim.''
Sayfa 75
''Millet yalnız kendi kolları ve kendi kanı ile kazandığı egemenliğini ve bağımsızlığını son felakete kadar büyük bir saflık ve tedbirsizlikle kendisine önder tanıdığı ve derin bir bağlılıkla hayatının koruyucusu saydığı kişilere ve yönetimlere artık güvenemez. Millet bundan sonra hayatına, bağımsızlığına ve bütün varlığına bizzat kendisi koruyucu olacak ve bütün vatanda yine yalnız kendisini ve kendi yönetimi hüküm sürecektir.'' Mustafa Kemal Atatürk.
Sayfa 62
II. Abdülhamit deyince doğal olarak insanın aklına saray, sultan geliyor. Ancak bugün üzerinde yaşadığımız Mısak-ı Milli sınırları, bu topraklar, bize Osmanlı'dan, saraydan,sultandan miras kalmadı. Osmanlı'nın kaybettiği bu toprakları, yüzyıl kadar önce bir bağımsızlık savaşıyla Atatürk ve Türk milleti yeniden vatan yaptı. Demem o ki, Türkiye Cumhuriyeti sarayın,sultanın değil; Meclis'in,milletin eseridir.
Sayfa 56
Tarih