Barış

Barış
@jdjsnxisnsks
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Toplu
Unutmanın bellek izinde bir silinme yani bir yıkım olduğunu varsaymak gibi bir yanlıştan kurtulalı beri, ruhsal yaşamda bir kez kurulmuş bir şeyin yıkılmayacağı, her şeyin bir şekilde korunduğu ve uygun şartlar altında, örneğin uzun erimli bir gerileme sayesinde tekrar ortaya çıkarılabileceği şeklindeki karşıt varsayıma eğilim gösteriyoruz. Dinsel tutumun kaynağını araştırdığımızda çocukluktaki çaresizliğe kadar varırız. Mutluluk mücadelesinde ve çilenin uzak tutulmasında keyif verici maddelerin etkileri bir nimet olarak öylesine değer görür ki, hem bireyler hem de halklar bunlara libido ekonomilerinde sarsılmaz bir yer ayırmışlardır. İnsanlar bu maddelere yalnızca doğrudan haz elde etmeyi değil, ayrıca çok istenilen bir şeyi, dış dünyadan bağımsızlaşmayı da borçludurlar. Acıyı önlemenin diğer bir tekniği, ruhsal aygıtımızın olanak sağladığı ve kendisine büyük bir işlevsel esneklik kazandıran, libido kaydırmalarıdır. Burada amaç, içgüdülerin hedeflerini, dış dünya tarafından engellenmeyecekleri bir alana aktarmaktır. Bu fantezi tatminleri içinde ilk sırada, sanatçı aracılığıyla kendisi yaratıcı olmayan kişiler için bile ulaşılabilir kılınan sanat eserlerinden alınan zevk gelir. Sanatın etkisine açık kişiler için, buna, haz kaynağı ve yaşamsal teselli olarak ne kadar değer biçilse azdır. Ama sanatın sağladığı hafif narkoz, yaşamın sıkıntılarından geçici bir uzaklaşmadan fazlasını veremez ve gerçek sefaleti unutturacak kadar güçlü değildir. Üçüncü ve son olarak -ki bu en önemli nokta gibi görünüyor- uygarlığın büyük ölçüde içgüdülerin yadsınması üzerine kurulmuş olduğunu, ön koşulunun tam da güçlü içgüdülerin tatmin edilmeyişi (bastırılması, dışlanması, vs.) olduğunu görmemek olanaksızdır. İnsan, bağımlı olduğu bir başkasının sevgisini yitirdiğinde kimi tehlikeler
Psikoloji
ÖNSÖZDEN ALINTILAR
Haremde binlerce kadını kendi keyfi için tutmaktaydı. 1908'de "oğullar zalim babaya karşı bir olup ayaklandılar". Genç Türkler sultanı tahttan indirerek ulusal bir toplum düzeni kurdular. Osmanlı İmparatorluğu'nda sanatların ve düşüncenin bir anda yeşerip geliştiği gözlendi. Geçici, örgütsüz kitlelerin yanı sıra dayanıklı ve yapay olan kitleler de vardı. Bunların örnekleri kilise ve ordudur. Burada bireyin öndere olan bağı bir sevgi bağıydı ve önderin de kendisini sevdiği aldanışıyla bu bağ güçlenmekteydi. Bireyler kendilerini önderle özdeşleştiriyorlar ve böylelikle ortak kimlikleriyle birbirlerine bağlanıyorlardı. Libidonun bu belirtileri daha temelde olan bir şeyi örtmekteydi. Bu örtülmekte olan da saldırgan dürtülerdi. Grup çöktüğünde saldırganlık şiddet boşalımları şeklinde ortaya çıkmaktaydı. Ya da güvenin yitimi panik biçimini alan bir kaygıya yol açıyordu. Bireyleri gerçekten birbirine bağlayan, temeldeki imrenme ve saldırganlık duygularıydı. Popüler bir şarkıcı bir genç kız sürüsünü kendine çektiğinde, bu kızları birbirlerinin saçını başını yolmaktan alıkoyan tek şey, onların o genç adama karşı ortaklaşa duydukları hayranlıktı. "Sosyal duygular böylece önceden düşmanca olan duygunun, özdeşleşme niteliğinde olumlu bir yapışmasına dayanmaktadır... bütün bireyler hem eşit olmak, hem de bir kişi tarafından yönetilmek istemektedirler." Freud'un bu sonucu, Hobbes'un toplumun kökenine ilişkin kuramından pek de farklı değildi. Thomas Hobbes'un 1651'de kaleme almış olduğu Leviathan, Freud'un aynı düşünce sürecinde daha ileride de izlenebilecektir. Ona göre baba, oğlu için ilk tanrı, ilk rahip ve ilk modeldi. Oğulun babayı taklidi toplum biçimlenişinin köklerinde yatan ilk olguydu. Bu süreç baskı ya da zora değil prestije dayanmaktaydı. Ona göre kalabalığa katılan
Psikoloji

Barış

, bir kitap okudu
Puan vermedi·104 syf.·
2024 1. kitabı
Sigmund Freud
8/10 · 3.986 okunma