Kalabalıkların içinde yalnızlık hissi giderek arttı. Kimi içindeki gözyaşlarını bir okyanusa döktü ve o okyanusta yalnız kaldı, kimi ise gözyaşlarını tüketip içini kuruttu ve o çölde bir damla suya hasret kaldı. Bu yalnızlığı aşmak için kimileri kitaplara sığındı, kimileri Allah’ın huzurunda teselli buldu, kimileri ise sonu olan bir yolu seçti.
" Hayatın en yüce mutluluğu kişinin sevildiğine, kendisi olduğu için hatta kedine rağmen sevildiğine inanmasıdır, işte körlerde bu inanç vardır. "
İnsan olmanın en derin anlamlarından biri, hiçbir şeyin eksiksiz olmadığı bir dünyada, bir başkası tarafından olduğunuz gibi, hatta zaaflarınızla bile kabul edilip sevilmektir. Bu, hem ışık hem de karanlıkta bir yıldız gibi parlamayı sağlar. Gerçek mutluluk, kendimize rağmen sevilmenin yüceliğine inanmaktan geçer.
Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
İnanırdım saadetli yolculuklara.
Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
Bütün hızımla koşardım dalgalara.
O zaman beni görseydiniz.
Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
Beni o zaman görseydiniz
Siz de gelirdiniz peşimden.
Ama simdi su aksam saatinde
Son liman kendim, bu döndüğüm,
Bilmiş, bulmuş, anlamış.
Hatırımda, bir vakitler güldüğüm.
Yoluna can serdiğim o kaçış.
Simdi, şu aksam saatinde
Dönüyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış,
Gözlerin doymayan sahilinde.