Ama geriye dönüş yalan. İleriye gidiş yalan. Başka tarafa bakmak yalan. Yalan olan her şeyi düzeltmeye çalışmaktan da, aynen öyle, yalandan başka bir şey çıkmaz.
Kederi etkisiz kılmak için kederi tahmin etmek... değersiz, korkakça bir şey bu, dedim kendi kendime, bu zanaatın ustası olduğumu bilerek. Peki ya çok şiddetli gelirse? Ya gelir de hiç gitmezse, kalmak üzere gelmiş bir keder gibi ve ona duyduğum özlemin bana hayatımda öylesine önemli bir eksiklik varmış ki sanki bu vücudumda bir eksiklikmiş gibi geldiği o gecelerde yaptığını yaparsa; yani şimdi onu yitirmek, evdeki tüm resimlerinde gördüğün, fakat yokluğunda bir daha sen olamayacağın bir eli yitirmek gibi bir şey olursa. Onu yitirdin, yitireceğini hep biliyordun ve buna hazırdın hatta; ama bu yitikle kendini hayata döndüremezsin. Ve bunu düşünmemeyi dilemek, bunu düşlememeyi dilemek gibi, aynı şekilde bir acı verir insana.
O benim kendime giden gizli kanalımdı; kim isek o haline gelmemizi sağlayan bir katalizör, hep doğru itkiler gönderen bir yabancı cisim, kalp pili, aşı kalemi, yama, bir askerin kemiğini bir arada tutan çelik çivi, bizi nakilden öncekinden daha çok biz yapan, başka bir adamın kalbi gibi.