İlk akşam yemeğimizde bana söylediği şeyi hatırlıyorum, tozpembe yaşam masalının nereye kaybolduğunu her zaman merak ettiğini söylemişti. Bu aklıma kazınmıştı. Çünkü ben de hep kendi masalımın başlamasını beklemiş, ama yok yere bu kadar çok bekleyince masallara inanmayı kesmiştim. Edindiğim izlenime göre o da masallardan vazgeçmişti, bunda çok tanıdık ve insana güven veren bir şey vardı. Masallara inanan biriyle birlikte olmak ürkütücü olabilirdi çünkü böyle biri sonunda illa ki hayal kırıklığına uğrardı.
Dayanamayana kadar neden dayanıyor, neden hedefsiz ve amaçsız bir telaş yaşıyorduk, bıkkın, yorgun, her şeyden usanmış ama yine de aç, hiçbir işi, hiçbir şeyi beceremeyen, anlamadığım bir varoluşa mahkum...
Eğer biri hatalı olduğumu ispat eder, bir sözümün veya davranışımın yanlış olduğunu bana gösterirse memnuniyetle değişirim. Ben hakikatin peşindeyim. Hakikat kimseye zarar vermemiştir. Asıl zararlı olan, insanın kendi yanılsamalarını ve cehaletini ısrarla sürdürmesidir."