Eğer toprağın sahibi bir banka ya da mali şirketse, o zaman farklı sözler söylüyordu temsilci. "Banka... ya da şirket... ihtiyaç duyuyor, istiyor... direniyor... almak zorunda..." gibi sözler söylüyordu. Sanki banka ya da şirket bir canavarmış, düşünceleri ve duyguları varmış, o adamın kendisinide esir almış gibi. Bu tipler, o banka ya da şirketin sorumluluğunu hiç üstlenmiyordu, çünkü onlar insandı ve esirdi, bankalar ise makineydi ama aynı zamanda patrondu. Mal sahiplerinden bazıları böylesine soğuk ve güçlü efendilerin kölesi olmaktan biraz gurur duyuyordu.