Muayyen bir hedefim yoktu; yalnız uzaklaşmak, beni birdenbire sarhoş eden, büyük ve canlı bir mahlûk gibi pençelerine almak isteyen şehirden kurtularak kendime gelmek istiyordum.
O zaman derhal her şeyi anlar gibi oldu. Bu hâl, sonun yaklaştığına alametti. Artık ölmekten başka yapılacak şey kalmamıştı. Bunu gayet sakin karşılıyor, mümkün olduğu kadar sıkıntısız bir şekilde bu dünyayı bırakıp gitmek istiyordu.
Köyde kalıp bir baltaya sap olmak büsbütün imkansızdı. Az buçuk mahsul verir bir tarla almak için on sene, bir çift öküz sahibi olmak için on beş sene çalışması lazımdı ve ondan sonra da hayatın tatlı bir şekil alacağı şüpheli idi. :(