Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Hımm... İstanbul çok güzel bir şehir. Ama o kadar kalabalık, öyle karmaşık ki insan kendini hep yorgun hissediyor. O yüzden ben Sırça’yı çok seviyorum. Biliyor musun, benim büyüdüğüm mahallede gökyüzünde iki üç yıldız ancak görünürdü, onu da çok dikkatli bakarsan görebilirdin. Ama burada sayamayacağım kadar çok yıldız görebiliyorum."
“Onları ıslatma lütfen,” dedim ama çok geçti. Çocuklar çığlıklarla saklandıkları yerden çıkıp cephaneliklerini boşaltmaya başladılar. Çınar onların kar toplarından etkilenecek değildi tabii. Onları yakalayıp yolun iki yanında birikmiş kar kütlelerinin üzerine atıyordu.
Öğrenci servisi gelip diğer çocuklar da savaşa katılınca işler çığırından çıktı. Bir ara Emir’in bir ağacın üstünden Çınar'ın sırtına atladığını gördüm. Gökten düşen kar topu da oradan gelmişti demek ki.
Fuat beni görünce kollarını iki yana açıp, “Ela Hocam!” diye bağırdı. Karşıdan koşarken en ciddi tavrımı takınıp işaret parmağımı kaldırdım. “Hayır.”
Kolları anında iki yana düşerken yüzünde mızmız bir ifade belirdi. “Bir sarılsaydım ya.”
“Gel bana sanl aslanım,” dedi Çınar kolunu onun omzuna atarken. “Gel şöyle.”