onların kederine imrenmek garipti; ama imreniyordum işte. bu duygunun birden patlak vermesine, kesinliğine, hıçkırık ve gözyaşlarına imreniyordum. o zamanlar annem gideli beş sene olmuştu. onun yasını hiç tutmadım, hiç ağlamadım çünkü öldüğünü görmemiştim.
onun gidişini ağır ağır, aylar ve yıllar içerisinde, hayatta kalmak için çabaladığım o sıradan saatlerin sıkıcı dakika ve saniyelerinde kabullendim. günden güne soldu ve sorduğum her tezgahtan elim boş döndüğümde bir parçası daha kayboldu. gizlice girdiğim ağıllarda ve evlerde ondan ne bir parça muska, ne bir koku, ne de bir ses vardı. ona ait anılarım zamanla birbirinden bağımsız bulanık görüntülere dönüşmüştü.