! spoiler
bitirdiğim gibi geldim yeniden... evet. bitirdiğim için çok neşelendiğim doğrudur :3. neyse, dalgayı geçtim de... serinin en kötü kitabı olabilir. vasatın üstü manasında değil ama, 1. kitap bile daha iyiydi bu kitaptan diyebilirim.
sinirlendiğim öyle şey var ki... bi' de yazarın batırdığını hissettiğim anlar... şuraya yazayım hepsini tek tek, toparlamaya çalışırım.
ilk olarak ne zaman ortaya bir plan atılsa, Jacks hemen "he o mu? o bende var ya ahahaja" diyerekten burnunu sokuyor. nereden çıkıyor bu çocuk anlamıyorum? o mu lazım, bak Jacks elinde tutuyor. e nereden gelmiş buraya? biz de bilmiyoruz ama Jacks markette her şey var, al kardeşim.
gereksiz gördüğüm bir diğer şey de aşk üçgeni. bilmiyorum buna aşk üçgeni diyebilir miyiz... diyemeyiz ama yazar o kadar zorladı ki aşk üçgeni diyorum artık. evet tella, legend seni sevemez ancak ister; çünkü o ölümsüz kalmak istiyor. evet, Jacks'ın kalbinin atmasını sağladın, onun gerçek aşkısın. git ona koş. ama hayır tella, sen legend'in sevgisini istiyorsun. ama legend sana onu vermez. e ama jacks da olmaz. kitabın başından sonuna kadar böyle "jacks bana aşık ben onun tek aşkıyım ama ben legend'i seviyorum; e ama legend beni sevmiyo gideyim jacks'ı deneyeyim, he olmuyomuş ama dur yine denicem" diye geçiyor. çok gereksiz ve aşırı boğucu olaylar yani.
neyse. sen git tüm kitap boyunca babanı öldürmek için türlü planlara başvur, git tella'ya sihirli kitabı aldır, kanını almaya çalış cart curt ama en sonunda iki "e baba ama sevgi çok tatlı bi şey aslında" demene karşın kendisini öldürmelerine izin versin. aşırı beklenti altında kaldı yani.
ne legend'e ne julian'a güveniyorum. legend'in de son sayfalarda aniden "ölümsüzlüğün üstüne bir şey tanımazdım, sevginin gereksiz olduğunu düşünürdüm; ama süpermiş" diye rollenişi