! spoiler
sıcağı sıcağına inceleme yazma alışkanlığı geliştirdiğim için kitabı bitireli daha 10 dakika olmadan hemen koştum geldim.
legendary. caraval serisinin ikinci kitabı. alışması ilk kitaptan çok daha kolay oldu— e tabii ki, çünkü evren artık o kadar yabancı değil dediğinizi duyar gibiyim; ama tella'ya karşı pek ilgim olmadığından ve ilk kitabın sonunu çok da merak ettirici bulmadığımdan ötürü bu kitap da öyle çok hızlı akmaz diye düşündüm.
yanılmışım.
ilk iki üç bölüm okuması zor gelmedi zaten de, ondan sonrası öyle bir aktı ki... gözlerim ağrımaya başlasa dahi kitabı hemen bitirip ne oluyor, neler dönmüş diye öğrenmek istedim.
kitap genel olarak güzeldi, hatta dediğim gibi, ilkinden daha akıcıydı ve soluksuz okuduğum için midir bilmiyorum, ilkinden daha güzel gibi geldi bana. ama tabii ki bazı durumlar çıldırttı beni.
ne gerçek, ne değil; ne oyun, ne oyun değil; ya da direkt oyun mu gerçek mi anlayamadım bir türlü. sonra bir de jacks & dante & tella aşk üçgeni (? aslında tella hiç jacks'ı sevdiğini ya da ondan hoşlandığını söylememiş olsa bile) var.
benim tek anlamadığım şey... sen git kıza legend'e ulaşmasına (ve böylelikle babasından kurtulmasına) yardım et, ama sonra kız gitsin dante kılıklı legend'e aşık olsun. bir de legend'in amaç? kıza babasından kurtulması için yardımda bulundun, tamam. uzak dur koçum.
ama yok, illa legend hiçbir şekilde hiç kimsenin kahramanı olmak istemeyecek; kötülük rolünü iyice benimseyecek (? asla anlamıyorum krallığın başına geçince ne olacak. jacks da istiyordu çünkü) ve tella'nın ona 'bana göre sen kahramansın' demesi üzerine 'aynen kanka aynen ondan' dercesine resmen kötülüğüne kötülük katma çabasına girecek. e haklı olarak hayran kaldım, bi de ağır sövgülerde bulundum kendilerine... (dante'yi seviyorum, legend'i
Donatelladan bütünüyle nefret ediyorum. Kırık Bir Kalpten sonra bu seriyi okumak bir hataydı. Kendimden özür diliyorum. (ingilizce baskisini okudum en azindan buradan kendime bir şey katmışımdır.)
Caraval'ın devamı olan bu kitapta ana karakter olarak Tella'yı görüyoruz. Olaylar onun etrafında gerçekleşiyor genel olarak.
Bu kitaba Caraval'dan daha büyük umutlarla başladım çünkü ilk kitapta yavaş başlayıp sonradan hızlanmıştı bunda da o temposunu korur diye düşünmüştüm ancak yanılmışım. Caraval'daki o bilmece çözme temposu,aksiyon,acaba ne olacak duygusunu bunda bulamadım son 100 sayfaya kadar. Ana karakterimiz bazı sebeplerden güçsüz düştüğü için böyle hızlı tempolara giremiyordu.
Legend'ın kim olduğunu kitabın ortalarında öğrendik sayılır. Belki daha şok edici bir şekilde olabilirdi diye düşünüyorum.
Legendary'i bitirdikten sonra Caraval'a verdiğim puanda haksızlık ettiğimi düşündüm ve dönüp puanımı değiştirdim.
Finale'de görüşmek üzere...
İkinci kitabı bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Yine maceradan maceraya koştuğumuz, sihirler, gizemler ve açıklanan gerçeklerle dolu dolu bir hikayeydi. Bir günde bitirdiğim nadir kitaplardan olması ne kadar sürükleyici olduğunu kanıtlıyor. Bunu da çok sevdim, özellikle Dante’li sahneler çok iyiydi!
caraval benim için çok ayrı yere sahip bir kitap. kendi hikayesinin yanı sıra küçüklüğümün büyüsünü taşıyor. seneler sonra tekrar okuduğumda o hissiyat eskisi kadar güçlü olmasa da kendini oldukça hissettiriyordu. ANCAK legendary ne caraval dünyasıyla ne de caraval sihriyle alakası olan bir kitaptı. çocukluğumun anılarını mahvetti bu kitabı okumak. o circus core havası assssla yoktu. karakterler karmakarışık, mantıktan yoksun ve inanılmaz gereksizdi. çerezlik niyetine bile okunabilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. bazen durup “yazarın karakteri 16 yaşında yapmasının bir sebebi var böyle hareketli, kafası karışık davransın diye” diye düşündüm. ama yani o kadar, O KADAR kötüydü ki anlatamıyorum. OUABH serisini okumak için lazım dediler diye zar zor bitirdim kitabı. üçüncüyü okumayacağım, sayfalarına göz gezdirdim kaçırdığım bir şey yokmuş. vakit harcamak için birebir
"Hoş geldiniz, Caraval'a hoş geldiniz! Yeryüzünün ve denizlerin en muhteşem gösterisine! İçeride bir Mire'yle karşılaşabilir, kaderin tadına..."
Caraval serisinin ikinci kitabı Legend, Tella'nın öne çıktığı ve büyük bir mücadeleye girdiği bir hikaye sunuyor. İlk kitapta Scarlet’ın macerasını takip ettik, ancak bu kez Tella'nın başrolü üstlendiği, tehlikelerle dolu bir dünyaya adım atıyoruz. Legend'da Tella, sevgilisi ve kardeşiyle ilgili sırları çözmek için büyülü bir yarışa katılır. Bu kitap, daha karanlık ve duygusal derinliklere iniyor, Tella'nın içsel güçlerini keşfetmesi ve geçmişiyle yüzleşmesi gerekmektedir. Garber, gizem ve heyecanı mükemmel bir şekilde harmanlayarak, bizleri merak içinde bırakmayı başarıyor. Tella'nın kişisel gelişimi ve seçimlerinin sonucunda yaşadığı değişim, serinin dinamiklerini daha da zenginleştiriyor. Serinin hayranları için heyecan verici bir devam kitabı.
Normalde hiçbir seriyi üst üste okumam sıkılmamak için AMA bu seri o kadarrr iyi ki devamını hemen okumak zorunda bırakıyor beni! Bütün karakterleri çok seviyorum, hepsine aşırı bağlandım ama benim favorim Donatella kesinlikle... İlk kitapta Scari da çok sevmiştim ama bu kitapta bi tık hoşuma gitmeyen şeyler yaptı. Ve Legend'in kim olduğunu duyunca nedense hem şaşırdım hem de şaşırmadım. Aslında cidden çok belliydi kim oldugu qonwkwd UZUN LAFİN KİSASİ ALİP OKUYUN ASLA PİSMAN OLMAZSİNİZ. Biraz yüksek fiyatlı olduğu için okumak isterseniz PDF halini de bulup atarimm yeter ki okuyun
Bayyyadır bu tarz seriler okumuyordum iyi geldi açıkçası. Kitap birincisinden çok daha iyiydi, tella en azından daha güçlü bir karakter bana göre. Yine de çoğu klişeden kurtulamıyoruz. Mesela tella ne zaman tehlikede olsa ya dante ya vale(jacksi vale diye çeviren çevirmene de ayrıca) kurtarıyor. Kızı ikisi de bir türlü rahat bırakmıyorlar. TELLA CHOOSE ME, PıCK ME diye dolaşıyorlar. Ben de twilighttan beri jacob sendromu var o yüzden Valeciyim maalesef. Olmayacakları çok belli, kız sevmiyor da ama napalım. Scarletti zaten sevmemiştim bu kitapta kızı hepten yerle bir etmişler. Ben bu kız karrrdeşimmm canımmm benim senin için dünyam yansın ilişkilerini de anlamıyorum bu kitaplarda. Yazarların kız kardeşleri mi yok anlamıyorum ki. Hiç mi kavga etmiyor bu kardeşler. Hiç birbirlerine yaw scar/tella sen salak mısın topla kendini demiyorlar anlamıyorum. Bir de yazarın elbiselere olan ilgisi bazı yerlerde ne alaka şimdi bu elbise dedirtti. Kadın macerada orda burda koşuşturuyor giydirsene rahat bir pantolon bir şey. Gelen giden kıza kutuda elbise yolluyor. Yok dekoltesi öyle, rengi şöle, yırtmacı şöölee. Ee nası koşcak kız bu elbiseyle?? Neyse kitap overall keyifli, cheesy olsun, yakışıklı erkekler arasında kalalım, biraz da gizem olsun diyorsanız okunur. Ve son bir nokta MY LOVE'I AŞKIM DİYE ÇEVİREMEZSİNİZ YA VERMİYOR AYNI HİSSİ İŞTE hayatım birtanem güzelim filan diyr çevirin cringe oluyorum vale ya da dante her aşkım dediğinde
Bildiğiniz üzere bu kitabın ana karakteri Scarlett değil Tella’ydı. Caraval’ın sonlarında Tella’yı aman aman sevmediğim için o kadar da seveceğimi düşünmemiştim bu kitabı ama beni yanılttı. Hatta beni yanıltmaya daha kitabın başlarında Tella’yı sevdirerek başladı.
Tella karakterinin Scarlett kadar çekingen olmaması ve daha cesur olması bu kitabı Caraval’a göre daha akıcı yapmıştı. Tella’yı anlamaya çalışmak da beni kitaba bağladı çünkü bu kızın gerçekten hedefleri vardı ve o hedefleri doğrultusunda her şeyi de yapmaya hazırdı.
Ben açıkçası Caraval’ın asıl konusunun bu kitapta işlenmeye başladığını düşünüyorum çünkü büyülerin temellendirilmesi ve Mire olayları bu kitapta açıklandı. Kader Destesi olayını fazlasıyla sevdim. Yeni eklenmiş karakterlerin çoğunu Finale’de göreceğiz ama bu kitapta gördüklerimizden Kupa Prensi’nin özgünlüğü de beni sayfaları çevirmeye ikna etti.
Sadece Scarlett ve Julian’ı biraz daha okumak isterdim ama yine de bu puan kıracağım kadar büyük bir olay değil. Sonuçta bu hikaye onların hikayesi değildi.
Scarlett okumayı isterdim dediysem de eksikliğini aradığımdan falan değildi. Bence Tella okumak daha güzeldi zaten. Dante ile olan çekişmeleri, Kupa Prensi ile mücadelesi ve ikisiyle de arasında dönen gerilim gayet güzel işlenmişti.
Kitabın büyülü atmosferi de içine çektiği ve ilk kitaptaki adadan farklı bir yerde geçtiği için zaten sihir okuyucuyu da almış oluyordu ama bence sihrin bu kadar buram buram hissedilmesindeki asıl sebep yazarın kalemini sihirle kullanması. Gerçekten güzel yazan bir yazar iki kitabından da anladığım kadarıyla ve okuduğum hikayeler beni tatmin etti. Hatta incelemeyi yazmadan önce Finale’e başladım.
Caraval’ı sevdiyseniz bence okumalısınız. Şahsi görüşüm Caraval’dan daha iyi yazıldığı ve olay örgüsü ve kurgunun daha
Serinin ikinci kitabı Donatella'nın Caraval oyunun yeniden başlaması şerefine Yabandili Şatosunda verilen baloda uzun süredir mektuplaştığı "bir dostun" orada onunla buluşursa onları terkeden annesini bulmakta ona yardım edeceğini söyleyen bir mektupla başlıyor. Baloya yolculuk sırasında kibirli bir asilzadenin alaylarıyla baş eden Donatella şatoya varınca davetliler listesinde yer almadığını görünce imdadına sinir olduğu kadar çekimine kapıldığı Dante yetişiyor ve Donatella'nın veliahtın nişanlısı olduğu yalanını söyleyerek sarayda kalmasını sağlıyor. Bu yalanın ortaya çıkmasıyla "nişanlısının" yolculukta tanıştığı kibirli genç adamla ve üstelik mektuplaşıtığı o "bir dostla" aynı kişi olduğu ortaya çıkıyor. Ve bunlar yetmez miş gibi aynı zamanda kendileri Kupa Prensi'dir. Gerçek aşkını ararken kızları zehili öpücüğüyle öldürdüğü söyleniyor. Tıpkı Donatella'nın da aldığı o öpücük gibi... Bunun üzerine annesini esaretten kurtaracağını ve Donatella'nın öpücük yüzünden ölmeyeceğini sağlayacak bir anlaşma yaparlar. Caraval oyununu kazanıp Legend'in gerçek kimliğini ortaya çıkarınca annesine kavuşacaktır. Aynı zamanda sahte nişanlık olayı da bozulmayacak. Bu durum oyun boyunca Donatella'nın peşinden ayrılmayan Dante'nin hiç de hoşuna gitmiyor ama peşinde olmasının tek nedeni bu da değildir...
Kişisel yorumuma gelecek olursam SEN O KIZ MIYDIN??? Diye bir kinle okuduğum için başrol kızı sevmek bile söz konusu değildi. Çarpık ruh halleri ve çevirinin berbatlığı da cabası. Geriye Bay Gizemli kalıyor ama umrumda mıydı? Hiç. Hiçbir savunmayı kabul etmiyor ve Jacks'im den farksız kırılan kalbimi alıp gidiyorum ve Julian ve Scarlett için dayanacağım bundan sonra.
Twentieth Century Fox tarafından film hakları alınmış ve 25 ülkede hakları satılmış olan Caaraval’ın yazarı Stephanie Garber Northern California’da yaratıcı yazarlık dersi vermektedir.