Harry'nin teni dalga dalga ürperdi. Geceye doğru bağırmak istiyordu, Ginny'nin orada olduğunu bilmesini istiyordu, nereye gittiğini bilmesini istiyordu. Durdurulmak, gerisin geri sürüklenmek, eve gönderilmek istiyordu...
Ama evdeydi zaten. Hogwarts onun bildiği ilk ve en iyi evdi. Harry, Voldemort ve Snape, terk edilmiş çocuklar, üçü de burada bir yuva bulmuştu...
"Biz de katılalım diye geldik işte, ben, Grawpi ve Fang. Ormanın sınırından yıka devire girdik, Grawpi taşıyordu bizi, yani Fang'le beni. Beni şatoya bırak dedim, o da tuttu pencereden içeri fırlattı, eksik olmasın."
"Ne olacak ona sizce?" diye sordu. "İyi olacak mı?"
"Hagrid'e benzedin," dedi Ron. "O bir ejderha, Hermione, kendi başının çaresine bakabilir. Asıl endişelenmemiz gereken konu, biziz."
"Ne demek istiyorsun?"
"Şey, size bu acı haberi nasıl vereceğimi bilmiyorum ama," dedi Ron, "Gringotts'a girdiğimizi bir ihtimal fark etmiş olabilirler."
"O zaman Azkaban'dadır sanıyorum,'" dedi Ron. "Ama oradan sağ çıkar mı tabii... birçoğu çıkamıyor..."
"Çıkar," dedi Harry. Aksini düşünmek bile istemiyordu. "Dayanıklıdır Luna, sandığından çok daha dayanıklıdır. Herhalde şu anda hapishanedeki herkese Mahfışt'ları ve Hımhım'ları öğretiyordur."