" Sanırım hepimiz sadece sevilmek istedik. Danışman olarak ben de öyle hissettim. Babam her zaman şöyle derdi: Sevgi, verilen ve alınan bir hormon etkileşimidir. Sevgiyi almak için önce vermek gerekmez mi? Sevgi dediğimiz şey vermek, kalbini açmak ve fedakârlık yapmak değil midir? Müşterimizin buraya gelmek istemesinin derinliklerinde zaten bir şeyi kabul etmeye hazır olduğunuzun bir işaret olabilir. "
Bir insan nasıl duyguları, hisleri bu kadar saydam bir şekilde yazabilir anlayamıyorum. Jane Eyre'den sonra onun gibi kitaplara ihtiyaç duymuştum. Fakat daha çevrilmemişti. 2024'te çevrilmiş, hemen aldım. Okurken bende yalnızdım, özlem doluydum.Kitabı yavaş yavaş okudum. Her cümleyi, kelimeyi sindirmek istedim. Bu da 8 günümü aldı. Bu günlerde hep aklımda Lucy vardı. Beni mahvetti. Jane Eyre kadar bilinmemesi çok kötü. Benim için Charlotte Bronte'nin en iyi kitabı. Tüm yıldızları ona verebilirim. Kitapta Lucy gibi yalnız ve bilinmedik. Ama ben biliyorum o orada ve düşünceleriyle benimle. Canım Lucy'im
VilletteCharlotte Brontë · Yedi Yayınları · 2024244 okunma
"Yeryüzünde gerçekten böyle bir mutluluk var mı?" diye sordum, babanın, kızın, müstakbel kocanın artık birleşmiş ve Tanrı'nın lütfuyla kutsanmış hâlini izlerken.
Evet, var. Herhangi bir romantik çarpıtma ya da hayal gücünün abartısı olmaksızın var. Kimi hayatlar -bazı günler veya yıllar- gerçekten de Cennet'in mutluluğunu tadar ve inanıyorum ki böyle bir dört dörtlük mutluluk iyi insanlar (kötülere asla asla nasip olmaz) tarafından bir kez deneyimlendi mi, tatlı etkisini hiçbir zaman tamamen kaybetmez. Ardından nasıl bir imtihan, hastalık acısı veyahut ölümün gölgesi gelirse gelsin, bu emsalin ihtişamı yine de parlar, keskin ıstırabı avutur ve karanlık bulutları dağıtır.