Ali.

Ali.
@jiyan_47
Tarih Meraklısı Yazar
Bismillahirrahmanirrahim Bazı haddini bilmezler bu toprakların gerçek sahibi olan devleti kuran , var eden , yücelten ve devamlılığını sağlayan Anadolu halkının bir evladı olan Zeynep Güneş Akkün ' e ve onun giydiği giysiye dil uzatmıştır. O 28 şubatçı melez bilmez ki bu giysi sadece bir çabut değildir o giysi Anadolu halkının direnişi sembol eder dökülen kanı, akan teri ve gösterilen çabayı temsil eder kimsenin haddine bu devleti kuran analarımızın giydiği giysiye dil uzatmak değildir. Zeynep Güneş Akkün anamız bizim onurumuz ve namusumuzdur ona edilen laf Anadolu halklarına edilmiş bir laftır o melez bunu bilsin sonra konuşsun söz hakkına gelecek olursak burda söz hakkı olan biri varsa o göç edip buraya gelen melezlerin değil bu toprakların sahibidi olan bizlerindir Zeynep ana gibi olan anaların Anadolu halklarınındır.
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sözde şeyh olan mürşit xeznevi tanımayanlar için kuzey Irak'taki devletin sözde şeyhidir kendisi cuma hutbesinde " Ya rabbi eğerki bu sefer de biz kazanmazsak sana ibadet eden kalmayacak. " Dedi insanoğlu çok gariptir daha dün İsrail'den destek dilenen bu it şimdi tövbe hâşâ Allah'a karşı biz sana ibadet etmeyiz diyor bu fasıklıktır bunu münafık yapar sözüm şudur it sahibine itlik yapıyor diye sahibi ona muhtaç sanıyor lakin o it bilmez ki sahibi onu bıraksa kurtlar onu parçalar bu itte kurtlar tarafın parçalanır elbet herkes haddini bilecek it itliğini bilecek.
1000Kitap
Mevlana'nın çok güzel bir sözü var " ya göründüğün gibi ol ya olduğun gibi görün... " Birçok yüzü olan çok insan var bence bir rakamını sevmedikleri için bu kadar çok yüzleri var üzücü olan da birçok yüzü olanların kendini zeki sanmasıdır tamamı gaflet içindeler bide onların işi de çok zor nerde hangi yüzünü kullanacak bazen onlar bile karıştırabilir.
1000Kitap
Fatih Sultan Mehmet
Puan vermedi·848 syf.··
2026 3. kitabı
Halil İnalcık’ın Fatih Sultan Mehmed kitabını okurken sürekli şunu düşündüm: Biz Fatih’i yıllardır ya çok yücelterek ya da çok yüzeysel anlatmışız. Bu kitap öyle değil. İnalcık, Fatih’i bir efsane gibi değil, düşünen, hesap yapan, bazen bekleyen, bazen sabreden bir insan olarak anlatıyor. Bence kitabın en güçlü tarafı da bu. Okurken İstanbul’un fethi bir “an” gibi gelmiyor. Tam tersine, yıllarca kafada kurulan, defalarca düşünülen, defalarca ertelenip yeniden planlanan bir hedef gibi duruyor. Fatih burada gözü kara bir genç değil; neyi ne zaman yapacağını bilen, şartları oluşmadan hamle yapmayan biri. Bu da ister istemez insana şunu düşündürüyor: Asıl güç bazen hız değil, doğru zamanı bekleyebilmek. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri Fatih’in ilme ve öğrenmeye olan merakı oldu. Sadece savaşla, fetihle ilgilenen bir padişah değil; farklı dilleri, kültürleri, dinleri anlamaya çalışan bir zihin var karşımızda. Bu merak, onun stratejik aklını da besliyor. Yani kılıçtan önce kafa çalışıyor. Bu yönüyle Fatih bana hep “önce düşün, sonra hareket et” diyen biri gibi geldi. İnalcık’ın dili de kitabı özel kılıyor. Abartı yok, hamaset yok. “Fatih büyüktür” demekle yetinmiyor; neden büyük olduğunu gösteriyor. Belgelerle, olaylarla ama boğmadan. O yüzden kitap ağır bir tarih kitabı gibi değil; oturup sakin sakin okunan, ara ara durup düşündüren bir kitap. Bir de kitabı bitirince Fatih biraz yalnız biri gibi kalıyor akılda. Büyük hedeflerin, büyük kararların getirdiği bir yalnızlık var. Herkesin alkışladığı sonuçların arkasında, tek başına alınmış zor kararlar olduğunu hissettiriyor. Bu da kitabı sadece tarih anlatısı olmaktan çıkarıp daha insani bir yere taşıyor. Kısacası bu kitap bana Fatih Sultan Mehmed’i fetihlerle değil, aklıyla, sabrıyla ve kararlılığıyla sevdirdi.
1000Kitap
Fatih Sultan Mehemmed HanHalil İnalcık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019648 okunma
“Fatih, fetihte başarının yalnızca cesaretten değil, uzun vadeli planlama, istihbarat ve sabırlı hazırlıktan geçtiğini çok iyi biliyordu.”
Alıntı