Ne feryada ne figana hacet...
Düştüğüm ıstırabın, elem dolu özlemin
Ne bir çaresi var ne de dermanı.
Özlenenin ulaşılabilir bir yolu da yok artık.
Ben bir beni bilirim;
Sırtımda binlerce divanenin kavuşamama hüsranı
Yük gibi çökmüş sanki.
Bütün yüzyılların kara savaşları,
Anne ve babasını yitirmiş yetimlerin gözyaşları
İçimde dökülüyor gibi.
Sen...
Ne ağır bir vasıt oldun içimde, ey özlem.
Vahiy gibi indin bana;
Tüm kutsallarım seninle var oldu,
Ve seninle yok oldu.
Bir gidişinle
Sorgularım, illâ suçlamalarım
Adem'e kadar dayandı.
Yaratanın, yarattığını
Böyle bir gaflete terk etmesi
Ne ağır, ne yakıcı bir sızı...
Duyguların başkaldırısına şahit oldum;
Gecenin aydınlığında,
Sensizliğin zifiri karanlığ hapsolduğum o vahşetin kaleme aktarıldığı o andayım .