John Peter Eckermann
Daha iyisi ortaya koyulduğu halde hala Newton kuramını anlatmaya devam eden profesörlerden bahsettik. "Bunda şaşılacak bir şey yok," dedi Goethe, "varoluşlarını Newton'a borçlu olduklarından, bu tür insanlar yanılmaya devam ediyorlar. Başka şeyler öğrenmeleri gerekiyor, bu da kolay bir şey değil." "Ama," dedim, "öğretilerinin temeli yanlışsa, deneylerinin gerçek olduğunu nasıl kanıtlayabilirler?" "Onların gerçeği ortaya koymak gibi bir derdi yok," dedi Goethe, "ayrıca amaçları da bu değil zaten, onların tek derdi fikirlerini kanıtlamak. Bu yüzden de gerçeği gün ışığına çıkaran, öğretilerinin savunulur yanı olmadığını ortaya koyan böylesi bütün deneyleri gizli tutuyorlar."
Alıntı
John Peter Eckermann
"Bu şiirin," dedi Goethe, "oldukça sert tutkularla son bulmasını eleştirerek, elejinin kıskançlık içeren fırtınalı duygular yerine yumuşak ve sakin duygularla bitmesi gerektiğini söylediler; o insanları eleştirilerinde pek haklı bulamadım doğrusu. Kıskançlık konuya öylesine yakın, o kadar konunun içinde ki, eğer bu duygu şiire ait kılınmasaydı, şiir yarım kalırdı. Ben bir defasında tutkulu bir aşkla sevdiği ama çabuk elde ettiği kıza şöyle bağıran genç bir adam tanımıştım: Bir başka erkekle de benimle yaptıklarını yapmayacak mı?"
Alıntı
Reklam
John Peter Eckermann
Seviyeli edebiyatta da durum daha iyi değil. Bu alanda da gerçek ve faydalı olana karşı içten gelen bir duyarlılık ve bunun yaygınlaşmasına çalışmak gibi büyük hedefler çok nadir görülen durumlar. Karşılıklı olarak birbirlerini koruyup tutuyorlar, gerçekten önemli olan onlara itici geliyor, kendilerinin önemli olduklarını göstermek için bundan kesin olarak kurtulmak istiyorlar. İşte kitle böyledir, ortalamanın üstündeki bazı insanlar da daha iyi durumda değiller.
Alıntı
John Peter Eckermann
"Bir devlette insanların rahatça yaşayıp, yaşamın keyfini sürmek yerine," dedi Goethe, "herkesin hükmetmek istemesi, sanatta da ortaya çıkan yapıtları beğenmek yerine, herkesin sanatçı olmaya kalkışması felakettir. Ayrıca şiir formunda bir yapıtın, kendine has bir yapısının olduğunu kimse aklına getirmiyor, herkes hemen aynısını yazmak istiyor. Daha da ileriye gidersek, bütün olarak ciddiyetten uzak, hiçbir şeye faydası dokunmayan anlamsızlıklar söz konusu, herkesin derdi yalnızca kendini göstermek ve olabildiğince dikkat çekmek. Bu yanlış çaba her yerde kendini gösteriyor, konserlerinde dinleyicilere salt müzik keyfi yaşatacak parçalar seçmek yerine, daha çok dinleyiciyi ustalığına hayran bırakacak parçaları seçen yeni virtüözler gibi davranıyorlar. Her yer kendini harika diye ortaya koymak isteyen bireylerle dolu, herkese ve yapılan işe faydalı olacak şekilde kendini arka plana alabilen bir çalışmaya hiçbir yerde rastlanmıyor. Sonrasında ise insanlar hiç farkında olmadan kötü işler ortaya çıkarıyorlar. Çocuklar da şiir yazarlar; yazmaya devam ederler, delikanlı olduklarında yetenekleri olduğuna inanırlar, ta ki sonunda, yetişkin erkek olduklarında mükemmel şiirin ne olduğunu anlayıncaya kadar, yanlış ve oldukça yetersiz çabalarla kaybettikleri yıllara şaşırıp kahrolurlar o zaman. Evet, birçoğu da mükemmel şeyler yazdıklarını düşünürler, yetersizliklerinin hiç farkında olmazlar ve ölünceye kadar yarım yamalak şeyler üretiler."
Alıntı
John Peter Eckermann
Bugünlerde Goethe ile yaptığım görüşmeler çok verimli geçti, ama ben onun söylediği birçok şeyin önemli olanlarını not alamayacak kadar başka şeylerle meşguldüm. Aşağıda sadece hangi bağlamda, hangi nedenle söylenmiş olduğunu unuttuğum ayrıntıları gündeme not düşmüşüm: "İnsanlar suda yüzerken birbirine çarpan çömlekler gibidir." "Sabahları insan çok akıllı ama aynı zamanda da çok endişeli olur; endişe aynı zamanda akıllılıktır çünkü, her ne kadar edilgen olsa da aptallık endişe bilmez." "İnsan gençlik hatalarını yaşlılığa taşımamalıdır; çünkü yaşlılığın zaten kendine özgü birçok zayıf tarafı vardır." "Sarayda yaşam müzik gibidir, orada herkes nerede durup, nerede çalmak gerektiğini bilmek zorundadır." "Sarayda yaşayanlar zamanlarını seremonilerle doldurmasını bilmeselerdi, sıkıntıdan ölürlerdi herhalde." "Olur olmaz her şeyde, bir prense tahttan feragat etmesini tavsiye etmek iyi bir şey değildir." "Oyuncu yetiştirmek isteyen kişinin sonsuz sabrı olmalı."
Alıntı
John Peter Eckermann
Sınırlı yeteneğe sahip sanatçılara böylesi bir sanat yeterli gelmez; çalışırken sürekli olarak akıllarından çıkmayan tek şey kazanacakları paradır. Böylesine dünyevi amaçlar ve tercihlerle hiçbir zaman önemli şeyler ortaya koyulamaz.
Alıntı
Reklam
Reklam