“Kelimelerin yüzyıllar boyunca geçirdiği anlam değişikliği, bizim için birkaç yıl içinde uğradığı anlam değişikliğinden daha azdır. Belleğimiz de, yüreğimiz de sadık olabilecek kadar geniş değildir. Şu andaki zihnimizde, yaşayanların yanında ölüleri de tutacak kadar yer yoktur. Yeniler hep bir öncekinin üstüne binmek zorundadır; öncekini ancak tesadüfen bir kazı sırasında bulabiliriz.”
“Aramızda o anın hiç sözü edilmedi.
...Zaten ne kadar aziz bir dostumuz olsa da, hangi dostumuzun, bizimkiyle ortak geçmişinde, mutlaka unutmuştur diye düşünmeyi tercih ettiğimiz dakikalar yoktur ki?”
“Aslında yalnız yaşamadığımızı, başka bir âleme ait, aramızda uçurumlar bulunan, bizi tanımayan ve bizi anlaması imkansız bir varlığa zincirlerle bağlı olduğumuzu, hastalandığımızda fark ederiz; bu varlık, bedenimizdir.”