“Paşa Hazretleri… Hiç sevdiniz mi?”
“Sevmek? Vakit bulabildik mi? Bir ömür çeşitli uğraşların içinde geçti. Dağda bayırda kurulmuş çadırlarda, karargâhlarda insan sevmeye vakit bulabilir mi? Ama… biz de insanız. Bizim de çarpan bir yüreğimiz var. Askeriz diye mi kuşkuya düştünüz yoksa?”
…fakat bir kere bile yolu İzmir’e düşmemişti. Ankara’yı, Sivas’ı, Erzurum’u, Anadolu topraklarının hiçbir yanını bilmiyordu. Öyleyse, şimdi içinde bulunduğu tehlikeyi niçin yadırgamıyordu? Vatan sevgisi dedikleri şey bu mu? Bu anlatılmaz fedakarlık duygusu, bir çeşit korkunç spor mu?
Yahut da bizim millet acıya alışmış. Biz hepimiz bahtsızlığa o kadar alışmışız ki, sevinç anormal geliyor. Bilmez misiniz, bizde yüksek sesle gülmek ayıpların başında sayılır.
Ben bazı pek ileride yaşarım, bazı pek geride… Şimdi ilk defa, bu son zamanlarda, ‘bugün’ ü yaşamak zevkini tadıyorum. Ötekilerde mutlaka keder oluyordu. Geç kalmakla, erken gelmiş olmanın kederi.