…ancak Johan’a bakışı, onu seyretme tarzı, gönderdiği gülücükler öylesine belirgindi ki Elias Rukla dünyadaki bir faniye böyle de bakılır mı diye şaşmaktan kendini alamadı,
Yumuşak ve tombul genç yanakları, kendilerine müthiş kötü görünen sivilceleri, muhtemelen pembe dizilerdekine benzeyen hayallerle dolu karmaşık ve yetersiz iç dünyalarıyla karşısında oturmuş, canları sıkıldığı için kendilerini hakarete uğramış, küçük düşürülmüş hissediyorlardı.
Mustafa Kemal henüz general değildi. Ne istediğini bilen sakin bir insandı, faaldi ve çevresini etkileyen zeki bir askerdi. Her şeyi, başkalarının fikirlerini, ya da yardımını beklemeden başarmasını biliyordu. Gereğince fakat öz konuşurdu. Daima doğruyu söylerdi. Ziyadesiyle sırım gibi yapısına rağmen, kuvvetli görünmüyordu. İnatçı bir enerji kaynağına sahipti ki, bu ona hem kendini, hem de birliklerini devamlı ve tam kontrol yeteneği sağlıyordu.