Polisler, bodrum katında kadınları öldüren babasını tutukladıklarında Nora Davis on bir yaşındaydı. Yıllar sonra başarılı bir cerrah olmuş; babasının ünlü bir seri katil olduğunu sır gibi saklayarak sessiz ve yalnız bir hayat sürmektedir. Fakat bir gün hastalarından biri, tıpkı babasının yöntemiyle öldürülünce, birilerinin bu suçu onun üzerine yıkmaya çalıştığını anlar. Nora, babası gibi bir katil değildir; polisler onu suçlayamaz... Tabii bodrumuna bakmadıkları sürece.
Kitap, klasik bir Freida kitabı olduğundan sayfaların akıp gitmesi, heyecanlandırması ve beni "reading slump"tan çıkarması benim için muhteşemdi. Her sayfayı büyük bir merakla çevirdim. Tam birine güvenecekken güvenim boşa çıkıyordu; sonra "Aa, kötü değilmiş aslında," deyip yeniden güveniyordum. Sonra yine güvenim boşa çıkıyordu, gerçekten inanılmazdı. Çok akıcı ve sade bir dili olduğundan hiç sıkmadan gerilimi ve heyecanı taze tutan bir kitaptı. Olay örgüsünün daha derin olmasını isterdim ancak bu haliyle bile gayet yeterli, çerezlik ve şaşırtıcı bir sonu vardı. Başlarda sonunu tahmin edebildiğimi düşünerek ilerlediysem de sonunda yine ters köşeye uğradım; ancak bu tam da istediğim bir son muydu, emin değilim. Sanki bu defa o mantığı kuramadım ve her şey biraz oldu bittiye gelmiş gibi hissettim. Söylemeden edemeyeceğim; her zamanki gibi son sayfada bırakılan o şüphe kırıntıları ise çok hoştu.