hayatımız son demine, felaketimiz son haddine yaklaştığı zaman umulmadık ani bir teselli, ulu tanrı’nın yardımı gibi imdadımıza yetişir; kırık kalplerlerimizi ümit ışıklarıyla doldurur.
ağlamak uğradığımız felaketlere karşı, vücudumuzda kalan son kuvvetin acı bir feryadıdır. ağlayamadığımız zamanlar, bizde o iktidarın da artık mahvolduğu ve yerini tesirli bir sükunete bıraktığı anlardır. bu türlü sükunet ise en şiddetli elem gözyaşlarından daha gönül yakıcıdır.
zavallı çocuklar! sizin o mini mini elleriniz, eski asya vahşiliğini kullandığı ve birkaç asırdan beri bütün insanlığı tahakküm yükü altında inlettiği esirlik zincirlerini kırmak için değil, olsa olsa kendiniz gibi küçücük kuşları ve güzel kokulu çiçekleri okşamak içindir…