senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua
ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm
gözyaşına inandım. öyle uzun ki dünya
katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya
mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya
serin bir rüyanın hatırınadır
çektiğim dünya ağrısı
bir hayalden geldim ben,
bir hayal verdim sana,
mavi-yeşil bir hatıra; işte dünya
ruhum! ovada sert es, yamaçta sus,
ırmakta ağla
işte dünya kapısı, işte dünya kederi
ister dağının gölgesinde dur, ister
incirin neşesine vur
yıldızlar karanlıklar içinde parladığı gibi, fakirlik ve sefalet içinde parlayan saf ve yüksek ruhlar yok mudur?… bir kalb, sevmek için, mutlaka zenginliğe ve asalete mi muhtaçtır?… bence en gerçek saadet, temiz bir ruhun aynası olan iki güzel göz; en büyük zenginlik de, iyi bir kalbin hislerini gösteren gül renkli dudaklardan akseden tatlı bir tebessümdür… güzellikten daha büyük zenginlik, kalb asaletinden daha büyük asalet olur mu?…