kimse bizim çektiğimiz acıları gerçekten bilmiyor. kimbilir büyüdüğümüzde, şimdiki acılarımızı ve üzüntülerimizi saçma bir şeymiş diye hatırlayacağız belki. ama yetişkin olana kadarki bu uzun ve can sıkıcı dönemi nasıl yaşamamız gerekiyor? bunu kimse söylemiyor. kendi haline bırakmaktan başka çaresi olmayan kızamık gibi bir hastalık mı acaba? ama kızamıktan ölenler, gözlerini kaybedenler de var. kendi haline bırakmak olmaz. her gün böyle bunalıma girip, sinirlensek de aynı zamanda yoldan çıkarak geri dönüşü olmayan bir hale gelen ve hayatları mahvolup altüst olan insanlar, intihar edenler var.
neden acı çekiyorum, endişeleniyorum, yalnız hissediyorum, üzgünüm falan diyorum acaba? her şeyi açıkça söylesem ölür müyüm sanki? hissettiklerimi çok iyi biliyorum ama onları tanımlayacak tek bir isim, sıfat söyleyemiyorum. sadece kaygılanıp duruyorum, en sonunda da öfkeden kudurup gözüm dönüyor.
hayatımı birine adamaya karar verdiysem, ne kadar zor olursa olsun, elim ayağım kapkara olana dek çalışır, yaşamak için yeterince nedenim ve umudum olduğu için elimden eleni yaparım