salman rüşdi kitaplarına başlangıcımı yaptığım bu kitap; alengirli kurgusu, yoğun betimlemeleri, derin tarihsel altyapısı ve insanı merakta bırakan anlatımıyla muhteşem bir eser.
15. yüzyıl sonları floransa, nino, il machia, ago adlı üç çocuk veba'nın kol gezdiği avrupa'da adamotu bitkisi bulmak için darağacını boylamış cesetlerin vücutlarındaki habaseti boşaltmasını bekliyorlar. lakin ormanda giriştikleri bu gizemli arayış nino'nun ailesinin veba yüzünden yok olmasıyla son buluyor ve nino'nun hikayesi böylece yazılmaya başlıyor. 15. yüzyılın başları doğu'nun floransa'sı herat, babür şah, herat'ı en büyük rakibi özbek şeybanî'ye kaybediyor. şeybanî canları karşılığında düşmanından kız kardeşleri hanzade begüm ve kara göz'ü rehin olarak yanına alıyor ve böylece kara göz'ün de kaderi kendi yolunu çiziyor.
16. yüzyıl sonları fetihpur sikri, elinde ingiltere kraliçesi elizabeth'in mektubunu taşıyan kendisine uccello/magor dell'amore/niccolo vespucci adlarını takan soytarı görünümlü gezgin bir genelevde iskelet adlı fahişeye hikayesini anlatıyor.
birbirlerinden oldukça bağımsız şekillerde başlayan bu üç hikaye niccolo'nun ekber şah'ın amcası olduğunu söylemesiyle çok daha işkilli bir hal alarak yüz yılı kapsayan babür ve floransa arasında mekik dokuyan bir aşk ve intikam hikayenin başlangıcı oluyor.
karmaşık kurgusu ve aşırı fazla olan yan karakter detayları okurken insanı yorsa bile ana hikayenin pürüzsüzlüğü her zaman asıl anlatılmak istenen şeyin zihinde kalmasını sağlıyor. sürekli olarak zaman atlamaları ile okuyucunun zihnin allak bullak ediliyor ancak araya sıkıştırılan küçük parçalar hikayenin sonuca ulaşmasından önce dikkatli okuyucunun zihninde anlatının tamamlanmasını sağlıyor. niccolo'nun kimin çocuğu olabileceği mevzusunda hiçbir zaman sonuca kendi
aslında bahsi geçen her yöntemi farkında olmadan kullanıyoruz. özellikle politikacıların söylemlerini dinleyen biriyseniz kitabı okuyup hangi hileye başvurduğunu rahatça görebilirsiniz.