juji

Puan vermedi·364 syf.··
2020 31. kitabı
spoiler evet ömer'in aylarca yaptıkları, düşündükleri bir kenara; sonunda bu şekilde devam etmek istemediğinin farkına varıp, bunun üzerine düşünmesi ve sevdiği, macide'den ayrılmayı göze alıp, bencillik etmemesi çok büyük bir şeydi bence. sevdiği kadını bırakıp, üstüne başka bir adama emanet etti. degişimindeki ilk adımı orada attı zaten. sonrasında değişip değişmemesi çok da önemli değil. değişmek istemesinin farkına varıp, bunun için çabalaması mesele. sevdiği halde, karşı tarafın iyiliğini düşünüp ondan ayrılmak ne büyük acı. hissettim.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Şule Yayınları · 2020209bin okunma
Reklam
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
(spoiler) çocuğunun aşık olduğu adamdan olduğu yazdığı yerde bir yutkunamadim, durakladım. ıstemsizce gözlerim doldu. kürk mantollu madonnada olduğu gibi. orada da raif efendi yıllar sonra çocuğundan haberdar oluyor. aynı duyguya orada da kapılmıştım. aşık olduğu adama aşkını ilan etmemesindeki naiflik de ayrıca etkiledi beni. o kadar çok iç burkan detaylar var ki; bir insan anca bu kadar okuduğunu hissedebilir. (johann'ın r.yi tek bir carpışmayla tanıması, ama aşık olduğu adamın bir defa bile hatırlamaması, montuna para sıkıştırması vb.) onun dışında r. aşık olduğu adamı suçlamadığını söylüyor ve ona aci çektirmek istemiyor. ama aslinda tam da bu mektubu yazmakla, ona tüm bu bilgileri vermekle onu fazlasıyla suçluluk duygusunun içerisine sürüklüyor. evet adam belki yıllarca r.ye karşı bir duygu beslememiş, onu hiç tanımamış, tanıyamamış, ona karşı duyguları olmamış. ama bu onun duygusuz olduğu anlamına gelmez. bence herkes böyle bir mektupla karşılaşsa istemsizce o suçluluk duygusuna kapılabilir. çünkü peşini bırakmayacak düşünceler olur. mesela eğer çocuğundan daha önce haberi olsaydı belki şu an hala hayatta olabilirdi o. yada çocuğuna daha güzel bir hayat sunabilirdi. yada ilk önce r.yi hatırlayabilseydi, onun ona karşı olan aşkını farkedebilseydi belki her şey daha farklı olabilirdi diye suçlayabilir kendisini. en azından ben böyle düşünüyorum. r.nin annelik duygularının çok da geliştiklerini düşünmüyorum. aşkından dolayı (yada her neyse bu) anneliğini bile içten gelerek yapmamış bence. fazlasıyla bencil davranmış. annelik böyle olmamalı. örn. a.) „fakat o çocuk benim icin her şey demekti, çünkü sendendi, ikinci bir sen’di, ama aynızamanda da artık sen değildi, yani o mutlu, o kaygısız, elimde tutmayı artık başaramadığım sen degildi, onun yerine – böyle
Brief Einer UnbekanntenStefan Zweig · Karbon Kitaplar · 2016266,6bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
birisi yazmış; bildiğin ask-i memnu diye. aslinda evet, genel olarak konuya baktığımızda klasik bir aldatma vs hikayesi ortaya çıkıyor. ama doktorun gözünden bakmamız gereken bir öykü. onun o öyküde nerede durduğuna, olaylara yüklediği anlamlara, yaşadığı duyguga, hislere bağlı her şey. aşktan bahsediliyor, ama bence doktorun yaşadığı bir aşk değil. beyninin onu bir şekilde aşık olduğuna inandırıp kandırması. yillardır gördüğü kadınlar dışında bir kadın görünce ve alışılmışın dışında olan bir durum olduğu için bu, doktor kadına karşı sınırı olmayan bir arzuya kapılıyor. aslında kendini bir başkasıymış gibi gözlemlese, kolaylıkla o durumdan sıyrılabilecektir. ama bu hep böyle değil midir? bir başkasının sorununa her zaman mantıklı cevaplarımız hazırdır. ama kendimiz belirli durumlarda olduğumuz zaman ve işin içerisine duygular da girdiği zaman, o durumdan kolaylıkla sıyrılamıyoruz. bu yüzden hiç bir şey dışarıdan bakıldığı kadar basit değildir. kadına karşı oluşan tutkusundan ve sınırı olmayan arzusundan dolayı bir amok koşucusuna dönüşür doktor. ama tek sebep bu değildir. kadın ondan yardım istiyor ve o, egosu ve gururu daha ağır bastığı için, ilk önce yardım etmiyor. sonrasinda yaşadığı pişmanlık bence doktorluk mesleğinden dolayı değil. insancıl birşey. bu olay başka bir örnekle de anlatılabilir. herhangi biriyle sohbet ediyorsunuz ve yardıma ihtiyacı olduğunu anlıyorsunuz. yardıma ihtiyacı olduğunu önceden bilmiyordunuz, bu yüzden sizin sorumluluğunuzda değildi bu. ama bildikten sonra yardim etmek sizin sorumluluğunuzdur. ve sorumluluklar bizi içinde olmak istemediğimiz durumlara iterler. mecbur kalırız bazen. yardim etmek istemek bir yana, sorumluluk duygusu fazlasıyla baskı yapar bize. doktor da sorumluluğunu yerine getirmediği için, o pişmanlıkla kaçamayacağı
Amok KoşucusuStefan Zweig · Puslu Yayıncılık · 2020134,7bin okunma
Puan vermedi·66 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
(spoiler) stefan zweig'ın eserlerinden bir tanesi. aynı yazarın amok koşucusu adlı eseriyle çok benzerlikleri var bence. yine bir yalnızlık ve o yalnızlığın bir şekilde artık taşıp, kişinin zarar görmesi. çok akıcı bir şekilde okunup, insan psikolojisinin nelere yol açtığını çok açık gösteren bir kitap. yalnızlık elbette belirli bir yere kadar iyidir, güzeldir. eğer insan o yalnızlıkla nasıl baş edeceğini biliyorsa, pek bir zararı yoktur bence. daha doğrusu düşüncelerini eğer kontrol altına alabiliyorsa kişi, o zaman bir zarar görmez diye düşünüyorum. ama bu durumda bir süre sonra dr. b düşüncelerini yönetemiyor; ki o hiçlikte yönetilir mi tartışılır. psikoljisi insani ister istemez o duruma sürükler. zihnimizin sonu yok; bazı şeyleri çok iyi yönetebilsek bile düşüncelerimizi bazen yönetemiyoruz, durmak bilmiyor kafamızın içindekiler. dr. b'nin oyunda kaybetmesi de tecrübenin önemini ortaya koyuyor. tecrübe aynı yerde, aynı insanlarla, aynı şeyleri yapmakla oluşmaz. sadece o sürekli yaptığınızla ilgili tecrübeleriniz oluşur ama alışılmışın dışına çıktığınız zaman, yenilirsiniz. belirli bir fikire sahipsek bile, karşıt fikirlileri de dinleyip, okumamız gerekir ki doğruyu yanlışı ayırt edebilelim. yada üniversitede öğrendiklerimiz çoğunlukla sadece teoriktir. pratiğe dökmenin ne kadar önemli olduğunu yine bu eserden anlayabiliriz. yani zweig'ın tek bir örnekle anlattığını çok başka örneklere uygulayabiliriz diye düşünüyorum. hiçlik veya yalnızlık bazen nesnel olarak etrafımızda hiç bir şeyin olmamaması değildir. bazen sevdiğimiz eşyalar, insanlar vs etrafımızda olmadığında da bir hiçliğin içinde olabiliyoruz. yalnızlık yaşıyoruz. stefan zweig da brezilyada intihar etmeden önce bu eseri bitirmişti. bence ne kadar sevdiği kadın yanında olsa bile yada etrafında
İlişkiler
SchachnovelleStefan Zweig · Karbon Kitaplar · 2017279,4bin okunma