''...İşte bazen bir kelebeğe dönüyor insanın yüreği. Yanışını bile yanlış anlıyorlar. O, geceyi sabaha teslim ederken her gün kan çanağı gözlerle; onu yargısız infaz ediyorlar. Susuşu bile kabullenmek oluyor hakkında söylenesi ne varsa. Lakin susmak, bir kelebeğin son feryadıdır oysa!..''
''...Ancak kanadı kırık martılar anlar beni. Denize bakıp bakıp uçamamak neyse; seni tahayyül edip sana dokunamamak da işte öyle bir şey. Ve ancak ağlara takılmış bir balık yüreğine denktir sana özlemim. Denizin koynunda olup da yüzememek neyse; işte seni sensiz yaşamak da bir balığın feryadıdır içimde…''
''...Aşk tebliğ, âşık ise tebellüğ edendir. Yani aşk bilmektir. Bilmek ve kabul etmek. Boş bir sayfaya imza atmaktır. Bilmek ise başa beladır. Her şey orda başlar. Eğer bir şeyi biliyorsan artık mesulsündür. Aşkın kurallarını bilip aşka yan çizmek olmaz. Âşık olmak, koşulsuz kabul etmektir. Kabul ise, aşkı nikâhına almaktır. Aşk, öyle pazarlarda köle gibi satılmaz. Doydum deyip de kuru bir ekmekten arta kalan gibi bir tenhaya bırakılmaz. Zaten aşk ise âşığın dudağındaki, ona hiç doyum olmaz. Yok aşk değil de kuru bir heves ise eğer; cuma sevip pazar unutur o âşık kılıklı cambaz!..''
''Ben,
Bir damla yaş gibi her düştüğünde gözlerimden
Ekmek mübarekliğiyle üç defa öpüp de
Yüreğimin en yüksek yerine koyarken seni
Sen,
Tüm nikotini tüketilip atılmış bir izmaritmişim gibi
Basıp geçtin üstüme!..''