Bu kitapta her şey ters.
İnsanlar yaşamak için değil, ölmek için alışveriş yapıyor.
Daha kötüsü, kimse bunu garip bulmuyor.
Dükkanı işleten aile için mutsuzluk bir düzen haline gelmiş.
Neşeye güvenmiyorlar.
Mutluluğu tehlikeli görüyorlar.
Hayat onlar için zaten kaybedilmiş bir şey.
Sonra aralarına biri giriyor.
Her şeyi bozan biri.
Sebepsizce gülen.
İyi olabileceğine inanan biri.
Asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü kitap intiharı değil,
umuttan rahatsız olan insanları anlatıyor.
Okurken fark ediyorsun:
Bazen karamsarlık “olgunluk” sanılıyor.
Sürekli şikayet etmek normalleşiyor.
İyi hissetmek ise safça bulunuyor.
Bu kitap bana şunu hissettirdi:
Bazı ortamlarda gülmek bile cesaret istiyor.
Kısa bir kitap.
Ama mesajını dolandırmadan veriyor.
Ne anlatmak istediğini biliyor.