"Tüm insanlar bu dünyayı sadece ziyaret eden ruhlardır. Tüm ruhlar daima yaşayan varlıklardır. Öteki insanlarla tüm karşılaşmalar deneyimlerdir ve tüm deneyimler sonsuza dek sürecek bağlantılardır. Gerçek insanlar her deneyimin çemberini kapatır. Mutantlardan farklı olarak bizler hiçbir çemberi açık bırakmayız. Eğer yüreğinde başka insanlara karşı kötü duygularla yürüyüp gidersen ve bu çember kapanmamışsa, bu yaşamın başka anlarında yinelenecektir. Bir kez değil, dersini alana dek defalarca acı çekersin."
"Savaşta ahlak yoktur," dediler. "Ama yamyamlar asla bir günde yiyebileceklerinden fazlasını öldürmezler. Sizin savaşlarınızda, birkaç dakika içinde binlerce kişi ölüyor.
Şimdi anlamaya başlıyordum: bizler karşılaştığımız her kişiye bir şey verirdik ama ne vereceğimizi sadece kendimiz kararlaştırırdık. Sözlerimiz, eylemlerimiz, ancak sürdürmeyi umut ettiğimiz yaşamın sahnesini oluşturmaya yönelikti.
Sizlerin yaşama biçiminizi anlamıyor, onaylamıyor ve kabullenmiyoruz ama yargılamıyoruz da. Bizler sizlerin durumunuzu onurlandırıyoruz, çünkü geçmişte vermiş olduğunuz kararlar ve şu anda sahip olduğunuz özgür iradeniz nedeniyle olmanız gereken yerdesiniz.
Bu kitap elime geçtiğinde kısa sürede okuyacağım bir şey sanmıştım. Ama bitirdiğimde içimde uzun uzun yankılanan bir sessizlik kaldı. Göğü Delen Adam, bir adamın değil, bir halkın; modernleşmeyle ilk kez karşılaşan sade ve doğal insanların dünyasına bir yolculuk aslında.
Kitap, bir Fransız araştırmacının, Pasifik’teki bir adada yaşayan halkla tanışmasıyla başlıyor. Bu insanlar dünya hakkında çok az bilgiye sahip ama kalpleriyle, doğayla, yıldızlarla yaşıyorlar. Teknoloji, para ya da yarışma gibi kavramlar onlara yabancı. Her şey paylaşım, sadelik ve sevgi üzerine kurulu. Kitabın ismini veren “Göğü Delen Adam” ise, onların içinden biri. Göğe o kadar çok bakıyor ki göğü deldiğine inanılıyor. İşte tam da bu yüzden, bize “göğe bakmayı unuttunuz” diyor gibi bu kitap.
Bu kitabı okurken sık sık durup düşündüm. Ne kadar da karmaşık hale getirmişiz hayatı… Ne çok şey biriktirmişiz, aslında ne az şeye ihtiyacımız varmış. O insanların bakışıyla kendi hayatıma bakınca birçok şeyi sorguladım. Belki de biz medeniyet dedikçe içimizden bir şeyleri kaybediyoruz.
Tavsiye etmek gerekirse…
Eğer sade bir anlatımla, derin düşüncelere dalmak isterseniz bu kitabı mutlaka okuyun. Kısa ama etkileyici. Özellikle kalabalıklar içinde kendini yalnız hisseden, modern hayatın hızından yorulmuş herkesin kendinden bir şey bulacağına inanıyorum.
Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise ruhunuza dokunur. Göğü Delen Adam kesinlikle ikincisinden. Okuduktan sonra gökyüzüne bir kez daha, bu kez başka bir gözle bakacaksınız…
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,1bin okunma