Özcan KAZDAL

İkinci Dünya Savaşı’nın Kadın Yüzü: Bülbül
9/10
·534 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 21:40
Genelde tarih kitaplarında hep cepheleri, erkekleri ve silahları okuruz. Bu kitap ise "Erkekler savaşırken evde kalan kadınlar ne yapıyordu?" sorusuna odaklanıyor. Savaşın mutfakta, bodrum katında ve çocukları korumaya çalışırken nasıl bir kabusa dönüştüğünü iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın. Dil o kadar sade ve sürükleyici ki olayların hızıyla sayfaların nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.Kitap kesinlikle "çerezlik" veya hafif bir okuma değil. Nazi işgali altındaki çaresizlik, açlık ve toplama kampı gerçekleri anlatılırken bazı yerlerde boğazım düğümlendi.Kısacası; Vianne ve Isabelle’in mücadelesi bittikten sonra bile uzun süre sizinle yaşamaya devam ediyor. Kitap size 'Ben olsam ne yapardım?' sorusunu o kadar çok sorduruyor ki empati kurmaktan yoruluyorsunuz. Eğer tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolup gitmiş isimsiz kahramanların hikayelerini seviyorsanız, bu romana mutlaka bir şans verin..
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·91 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 14:49
Beni tanıyanlar bilir; kitaplarla aram iyidir ama şiirle pek barışık olduğum söylenemez. Şiir kitapları bana hep biraz uzak, biraz da zor gelmiştir açıkçası. Her mısrada kendimden bir şey bulabilen biri değilimdir normalde. Ama Yakup Sancaktutan’ın Kağıt Topraklar’ı bu düşüncemi biraz değiştirdi diyebilirim. Kitabı okurken o alıştığım ağır, süslü şiir dilinden çok, sanki biri karşıma oturmuş da bana bir şeyler anlatıyormuş gibi hissettim. Şiir okumaya mesafeli olanların en büyük çekincesi “anlamamak” ya, bende de hep o vardı. Ama bu kitapta öyle bir his pek yaşamadım. Kelimeler oldukça sade ama bir o kadar da yerli yerinde. Okurken zorlanmadım, aksine kendimi yavaş yavaş o duygunun içinde buldum. Kağıt Topraklar şiirle aramdaki mesafeyi kısaltan kitap.. Bana şiirin sadece süslü sözlerden ibaret olmadığını hatırlattı. Bazen en basit haliyle bile insana dokunabiliyor. Şiire benim gibi biraz mesafeli olanlara bile “bir şans ver” dedirtecek türden bir kitap bence.
Kağıt TopraklarYakub Sancaktutan · Tilki Kitap Yayınları · 20244 okunma
7/10
·250 syf.··
2026 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 13:36
Aşkın Meali 2: Hz. İbrahim ve Hacer kitabı, ilahi aşkın en zorlu sınavlarını sabır, teslimiyet ve tevekkül üzerinden anlatan etkileyici bir biyografik romandır. Eser, Hz. İbrahim’in putları yıkan sarsılmaz inancını "tevhit rehberliği" olarak ele alırken, Hz. Hacer’in ıssız çölde oğlu İsmail ile baş başa kalışını sitem etmeden kabullenişini ise tam bir "teslimiyet destanı" olarak betimler. Yazarın şiirsel diliyle hayat bulan bu anlatıda, her bir karakterin imtihanı —İbrahim’in evlat hasreti ve kurban sınavı, Hacer’in kıskançlık ve yalnızlık sınavı— okura kendi içindeki "putları" ve "sabrı" sorgulatan derin bir ayna tutar. Özünde kitap, sevginin sadece bir duygu değil, bedel ödenmesi gereken kutsal bir sadakat yolculuğu olduğunu sade ama ruhu sarsan bir hikayeyle özetliyor. Aşkın Meali 2, sadece dini bir kişilikler biyografisi olduğu için değil, insanın en temel duygularını (yalnızlık, bekleyiş ve güven) en saf haliyle ele aldığı için okunmalı. Özellikle günümüzün hızla tüketen ve sabırsız dünyasında, Hz. Hacer’in çöldeki o meşhur bekleyişi, bize "çaresizliğin içinde bile bir kapının açılabileceğine" dair büyük bir umut aşılar. Ayrıca, Hz. İbrahim gibi bir otorite figürünün bile iç dünyasındaki insani sarsıntıları görmek, okura kendi hayatındaki zorluklarla başa çıkma noktasında manevi bir güç verir. Kısacası, kalabalıklar içinde kendini yalnız hisseden ve sabretmenin anlamını yeniden keşfetmek isteyen herkes için bu kitap, ruhu dinlendiren bir rehber niteliğindedir.
Aşkın Meali 2 - Hz. İbrahim Ve HacerSinan Yağmur · Kapı Yayınları · 20161,774 okunma
7/10
·200 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 23:12
Şermin Yaşar, bu kitabında dışarıdan kusursuz görünen ama içi sırlar ve kırgınlıklarla dolu kalabalık bir ailenin maskelerini düşürüyor. Bir akşam yemeği sofrasında bir araya gelen anne, baba ve üç kardeşin hikayesini, her birinin kendi iç sesinden dinliyoruz; bu da bize "fedakarlık" maskesi altına nelerin gizlendiğini, söylenmeyen sözlerin nasıl birer yüke dönüştüğünü gösteriyor. Kitap aslında bize şunu fısıldıyor: En yakınımız dediğimiz insanları bile bazen hiç tanımıyoruz ve "el alem ne der" korkusuyla sakladığımız sırlar, bizi birbirimize bağlamaktan ziyade daha çok yalnızlaştırıyor. Akıcı dili ve gerçekçi karakterleriyle kitap, aile olmanın hem güvenli bir liman hem de bazen nasıl içinden çıkılmaz bir hapishane olabileceğini yalın bir dille özetliyor. Bu açılardan bakıldığında şans verilebilir bir eser olduğunu düşünüyorum.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,2bin okunma
2/10
·271 syf.··
2026 14. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 16:52
Leblanc, Holmes’u (veya davalık olmamak için uydurduğu o komik isimle Herlock Sholmes’u) alıp içini boşaltmış. Orijinal hikayelerde buz gibi bir mantıkla hareket eden, duygularını işine asla karıştırmayan o dahi adam gitmiş; yerine her fırsatta sinirlenen, kaba, sürekli aşağılanan ve hatta Watson'a (Wilson) karşı fiziksel, duygusal şiddet uygulayan asabi bir adam gelmiş. Bu, Doyle'un yarattığı karaktere karşı yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Ayrıca Dr. Watson, Holmes’un sadece "yardımcısı" değil, onun insanla olan bağı ve en azından ortalama bir zekanın çok üstünde, askeri disipline sahip bir doktordur. Ancak Leblanc’ın "Wilson"ı, neredeyse bir embesil gibi tasvir ediliyor. Sürekli malum olanı söyleyen, hikaye boyunca hırpalanan ve hastanelik olan bu karakter, orijinal serideki sadık dosta hakarettir.Kitapta Lupin’in her hamlesi kusursuz, Holmes’un her hamlesi ise Lupin’i parlatmak için "bilerek" eksik bırakılmış gibi hissettiriyor. Bir hayran olarak şunu sorarsınız: "Dünyanın en iyi dedektifi, nasıl olur da bu kadar bariz kanıtları atlar?" Cevap basit: Leblanc, Lupin’in daha zeki görünmesi için Holmes’u aptallaştırmak zorunda kalmış. Bu, bir yazarın kendi karakterini yüceltmek için başkasının efsanesini harcaması değil mi?Eğer Sherlock'u gerçekten seviyorsanız, bu kitapta bulacağınız şey hayran olduğunuz o zeka değil, sadece onun isminin üzerine basarak yükselmeye çalışan bir hırsızın narsizminden başka bir şey değil..
Arsen Lupen - Herlock Sholmes'e KarşıMaurice Leblanc · Ren Kitap · 20212,982 okunma