Leblanc, Holmes’u (veya davalık olmamak için uydurduğu o komik isimle Herlock Sholmes’u) alıp içini boşaltmış. Orijinal hikayelerde buz gibi bir mantıkla hareket eden, duygularını işine asla karıştırmayan o dahi adam gitmiş; yerine her fırsatta sinirlenen, kaba, sürekli aşağılanan ve hatta Watson'a (Wilson) karşı fiziksel, duygusal şiddet uygulayan asabi bir adam gelmiş. Bu, Doyle'un yarattığı karaktere karşı yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Ayrıca Dr. Watson, Holmes’un sadece "yardımcısı" değil, onun insanla olan bağı ve en azından ortalama bir zekanın çok üstünde, askeri disipline sahip bir doktordur. Ancak Leblanc’ın "Wilson"ı, neredeyse bir embesil gibi tasvir ediliyor. Sürekli malum olanı söyleyen, hikaye boyunca hırpalanan ve hastanelik olan bu karakter, orijinal serideki sadık dosta hakarettir.Kitapta Lupin’in her hamlesi kusursuz, Holmes’un her hamlesi ise Lupin’i parlatmak için "bilerek" eksik bırakılmış gibi hissettiriyor. Bir hayran olarak şunu sorarsınız: "Dünyanın en iyi dedektifi, nasıl olur da bu kadar bariz kanıtları atlar?" Cevap basit: Leblanc, Lupin’in daha zeki görünmesi için Holmes’u aptallaştırmak zorunda kalmış. Bu, bir yazarın kendi karakterini yüceltmek için başkasının efsanesini harcaması değil mi?Eğer Sherlock'u gerçekten seviyorsanız, bu kitapta bulacağınız şey hayran olduğunuz o zeka değil, sadece onun isminin üzerine basarak yükselmeye çalışan bir hırsızın narsizminden başka bir şey değil..