"10 haziran, 2025
sıcak haziran günü odamın camından esen rüzgarın verdiği hisle günün aydınlık saatlerinde başladığım kitap sana da merhaba.."
diye ilk sayfasına not alıp başladım kitaba.
33 yazarın 33 mektubu...20 yaşlarına.
Hepsinin yaşadığı farklı hayatlar ama ortak duygular.
Onların yaşadığı ve mektuplarına aktardığı bu duyguları 23 yaşına girmeye az kalmışken kafamdaki sorularla, insanların içerisinde kaybolarak kendimden çok verdiğimi fark ettiğim bu yaşımda bana yol arkadaşı olmuş bir kitap.
En büyük farkındalıklarımdan biri olduğu gibi birbirinden farklı yazarları tanıma şansımın olduğu bir kitaptı.
Çağman Erkman, Günhan Kuşkanat en sevdiğim ve kendimden bir parça bulduğum bana büyük farkındalık kazandıran yazarlar oldu.
Devamında da David Mitchell, Mario Levi, Nazlı Eray, Nermin Bezmen'in de 20 yaş mektuplarını çok severek okudum. Bana daha çok dokunan ve kendimhayatımdan kesitler bulduğum mektuplardı.
Bazı yazarların mektupları ise daha çok bir konu üzerinden anlatıştı. Sanırım duygusal mektupları daha çok sevdim :')
Okurken hep yaşlandığım zaman bu yirmili yaşlarımı hatırlayabilecek miyim, anılarımda kalacak mı diye sorguladım çünkü çoğu yazar hatırlarken çoğu yazar hatırlamıyordu..
Duygular ve yaşantı olarak en diplerde de olup en tepelerde de olduğumuz, iyi ve kötü, güzel ve çirkin diye sorguladığımız kimi zaman kaybettiğimiz kimi zaman kazandığımız, kendimizi unutup kaybolduğumuz yılları 40'lı 50'li hatta 70'li yaşlarımda da hatırlayıp kendime gülmek ve kocaman sarılmak, "zor oldu ama başardın." demek isterdim.
Önümüzde akan bir gençlik ırmağı gibi, taşlara çarpıp oraya buraya sürüklendiğimiz, yine de hayatta kalmayı ve yaşama isteğimizin olduğu bir yaşsın 20 yaşım.
dipnot: yaşlılığımda da seni hatırlayıp sana bir mektup göndereceğim 20 yaşım,