O zamanımı düşünürken gülümsüyorum ama hafifçe bir mahcupluk da duyuyorum. Çocukluktan kurtulduğumu sanarak delikanlı sayılmanın, aklımca rüştümü ispat ederek hürriyete kavuşmanın şımarıklığı içinde yetişkin erkek taklidi yapıyordum. Bu mukallitlikler arasında bazan puro içmeğe de başlamıştım.
Bereket bütün bu züppece hevesler devri kısa sürmüş, okuma, öğrenme ve yazma merakı hepsinden tatlı geldiği ve özenti arzuları yendiği için çarçabuk normale dönmüştüm. O merakladır ki sadece süslü, boş beyinli Beyoğlu ve mesire gezgincisi hiçten bir delikanlı olmaktan kurtulmuştum. Olabilirdim, zira akran ve emsalim arasında öyleleri vardı.
Gençliğin “kritik” devrini, dönüm noktasını vaktinde atlattığıma memnunum. Sanırım ki erkek ve kadın her genç her devirde bu sırat köprüsünün başında bir defa duraklar; ya münasebetsiz hareketlerinden sıyrılır, yürür geçer, cemiyetteki yerini bulur, heba olmaktan kurtulur yahut münasebetsizlikleriyle beraber uçuruma yuvarlanır, heder olur gider.
18-22 yaş arasında gençler, kadınlar daha önceleri, büyük bir ekseriyetle hayat yolundaki rotalarını çizmiş bulunurlar. Adam olacak çocuk asıl o yaşlarda kendini belli eder.