k.

k.
@k1000k
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordularının hedefleri şu şekilde belirlenmişti: - Birinci Ordu: Bulgaristan ve Romanya üzerinden Beserabya yoluyla Rusya'ya taarruz, İstanbul'da ihtiyat - İkinci Ordu: Gerektiğinde Birinci Ordunun takibi - Üçüncü Ordu: Kafkas Cephesi - Dördüncü Ordu: Kudüs üzerinden Mısır ve Irak Osmanlı İmparatorluğu bu planla kendi çıkarlarından çok Almanya'nın çıkarlarını korumuş olmakla suçlanmıştır. Ama bu plan, Enver Paşa'nın şahsında artık asırların ezikliğine bir son verme hayalinde olan genç kurmayların bir meydan okuma planıdır. Dövüşülecekse böyle dövüşülecektir. Jön Türkler, düvel-i muazzama denilen büyük güçler tarafından kaderlerinin zorlanmasına başkaldırmışlar, istiskal edilmeye isyan etmişlerdir. 1914'ün Osmanlıları, her türlü menfaatinin farkında olan, üstün çıkmış bir dünyaya teslim olmayı reddetmiş, bir tek onlar Doğu'dan olup da Batı'yla bu raddeye kadar dişe diş mücadele sürdürmüştür. Birinci, İkinci ve Üçüncü Orduların hedefleri, Rusya'nın geride tutulmasına yöneliktir. Dördüncü Ordu ise Osmanlıların Asya'da kalan ve İtilaf'ın Batılı üyelerinin gözlerini diktiği topraklarını ileri hatlarda savunacaktır. Osmanlıların mümkün olan her cephede İngilizleri sıkıştırması, savaşın coğrafyasını İngiliz İmparatorluğu'nun su kıyılarına doğru itmesi, Rusya'nın Doğu'dan içeri girmesini engellemeye çalışması hep aynı gayeye yönelik olmuştur. Bu da İstanbul'a giden yolların ne pahasına olursa olsun elde tutulması, bütün gücün neşet ettiği elden gittiğinde her şeyin de yitirilecek olduğu Osmanlı payitahtının savunulmasıdır.
Sayfa 574·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Savaş Bakanı Kitchener, Çanakkale Harekâtı başladıktan sonra “Doğu'da alınacak bir yenilgi son derece ciddi sonuçlara yol açacaktır, geriye dönüşü olmayan bir yola girilmiştir” demekteydi. Kuşkusuz, yenilginin İngiliz İmparatorluğu için yaratacağı prestij kaybına tahammül edilemeyeceği bilindiği içindir ki, 18 Mart saldırısının sonuç vermemesi üzerine, Donanma Komutanı kara ordularından destek istemiş, başlangıcında sadece bir deniz savaşı olacağı zannedilen Çanakkale Harekâtı, nereye doğru gidildiğine pek de bakılmaksızın bir kara ve deniz savaşına dönüşmeye başlamıştır. Nitekim ilk kara çıkartması girişimi de hazırlıklar tamamlanır tamamlanmaz 25 Nisan günü başlatılacak, kara savaşının da sonuç vermemesi üzerine kopan kabine buhranında Churchill Deniz Kuvvetleri Bakanlığını Balfour'a bırakmak zorunda kalacaktır. Hindistan Genel Valisi Curzon da Çanakkale'de alınacak bir yenilginin İngiltere'nin Asya'daki prestijine darbe vuracağını söylüyor, hatta Afganistan, İran ve Hindistan'daki pozisyonlarının çökertilmiş olacağını dahi ileri sürüyordu. Öte yandan, Osmanlı İmparatorluğu'nun, Çanakkale'de müthiş bir direniş ortaya koyarken, aynı anda Doğu cephelerinde direnmek zorunda kaldığı da gözden kaçmamalıdır. Erzurum, ancak 16 Şubat 1916'da, müttefik orduları Çanakkale önünden ayrıldıktan bir ay sonra düşmüştür. İtilaf'ın beğenmediği müttefik adayı, tüm savaş sahasındaki en dikkate değer direnişleri ortaya koymuştur. Çanakkale'de büyük prestij kaybına uğrayan İngiltere için şimdi Arap İsyanı'nı başlatmak zamanı gelmiştir. Tabii isyanla birlikte savaş Irak ve Ortadoğu sathında iyice körüklenmiş olacaktır. Osmanlıların Çanakkale'den hemen sonra Irak cephesinde de küçümsenmeyecek bir zafer kazandığı da artık unutulmuş gibidir. Halbuki Townshend'in 21 Kasım 1915 günü
Sayfa 573·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
19 Şubat 1915 günü başlayan harekât, 20 Aralık 1915 günü İngiliz kuvvetlerinin Suvla ve Anzac koylarından çekilmesiyle başını sona doğru çevirmiş olur. Osmanlıların ellerine yeni geçen 10 inçlik Avusturya Howitzer toplarıyla plajları vurdukları haberinin 23 Aralık günü Londra'ya ulaşmasını müteakiben, 9 Ocak 1916 günü tahliye tamamlanacaktır. İngiltere 15 Mart günü Berlin'den İstanbul'a gönderilen bir kriptoyu çözmüş, buradan Osmanlıların Çanakkale'de mühimmat ve cephane sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu anlamış olarak, 18 Mart tarihli büyük saldırıyı başlatmıştır. Yine müthiş bir direnç gösterilmiş, saldırının netice vermeyeceği üç gün içinde belli olmuştur.
Sayfa 569·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Direnme gücünün çıplak güç göstergeleriyle ilintisi bire bir değildir. İngiltere Osmanlıları küçük görme bahsinde kendisini aşırı bir noktaya getirip sıkıştırdığı gibi, Osmanlıların Batılı bir Büyük Güç müttefikin yanında ve onun yardımıyla ne yapabilecek olduğu sualini de atlamıştı. İşte, henüz üç dört ay önce Osmanlılara hiçbir kıymet biçmeyen, zorla Almanya'nın yanına iten kendisiydi ama şimdi “Almanya'nın en önemli müttefiklerinden birinin saf dışı bırakılmasını sağlayacağı ve hayati önem taşıyan Rusya'ya suyolunu açacağı” görüşüyle Çanakkale Harekâtı'nı benimsemekteydi. İngiltere, Osmanlılara hiçbir şans tanımayan tezlerini gözden geçirmek yerine hep daha ileri götürmüş, Osmanlıları geri bir oryantal despotizm mertebesinde kavrayıp her türlü olumsuz önyargısının harekete geçmesine müsaade etmiş olmasaydı, Osmanlı Devleti'nin içinde yanmaya devam eden kor ateşini de teşhis ederdi. Fakat tam aksi yöne sapmış, Türkiye'ye karşı hep Sevr'de patlatacağı o müthiş kini biriktirmiştir.
Sayfa 568·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Cemal Paşa ise Aralık 1915'te, yani İngiltere ve bağlaşıklarının hiçbir başarı elde edemeyecekleri artık meydana çıkmış ve Çanakkale önünden ayrılmalarına bir ay varken, İstanbul ve Suriye'deki bazı Ermeni çevreler aracılığıyla Petrograd'a gönderdiği haberde, İtilaf Devletleri'nin kendisini sultan olarak tanıması karşılığında İttihat ve Terakki'yi iktidardan düşürmek üzere ihtilâle girişeceğini ve İstanbul'dan vazgeçeceğini, Mezopotamya, Suriye, Filistin, Arabistan, Ermenistan ve Kürdistan'a muhtariyet tanımaya hazır olmakla beraber, Türkiye'nin Asya topraklarındaki hükümranlığının tanınmasından vazgeçmeyeceği mesajını iletmiştir. Wohlforth'a göre Cemal Paşa'nın bu girişiminden Grey'i haberdar kılan Sazonov, Türkiye'de kargaşa çıkartacak olduktan sonra Cemal Paşa'ya müspet cevap verilebileceğini söylemiş, Grey de bu yaklaşımı kabul etmiştir”. French, sonunda Nicolson'ın İngiltere'nin Araplara vermiş olduğu sözler ve bölgenin geleceğine ilişkin olarak Fransızlarla yürütülmekte olan görüşmelere dikkat çekerek, teklife olumlu cevap verilmesini engellediğini belirtmektedir. Büyük mücadele verilirken bir de içerde ta nerelerden dönüldüğü açıktır.
Sayfa 566·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset