Çevredeki eşyaların sakinliği insana sirayet edermiş. Belki de günümüzdeki insanların depresif hållerinin sebeplerinden biri de, işe yarayan yaramayan dünya kadar şeyi eve tıkamalarıdır diye düşündüm.
Her yerde kitaplar. Fısıldıyorlar. Belki bağırmak istiyorlar ama bozulmaktan, yitip gitmekten korkuyorlar. Kitaplar korkar mı? Sadece insanlardan. Korku ancak bizde var. Sevmekten, ölmekten, beğenilmemekten korkuyoruz.
Yokuş aşağı inerken bu hayatta keyfimiz yerinde oluyor da ne zaman bir yokuşa denk gelsek hop, bu hayat beni sevmiyor diyoruz. Unuttuk yolun maksadının seni vardıracağı yer olmasını. Yolun aralarındaki şeylerle meşgul bu insanoğlu. Ayağımıza taş takılıyor pes ediyoruz, bir yokuşa denk geliyor, yok, bu yoldan gidilmez diyoruz. Yol güzel yerlere gidiyorsa, güzel yerler gibi o yolu da sevmeli insan. Yani gülün hatırına dikenini de sevmeli insan.