Dünyayı değiştirmek bana göre anlamsız bir çaba, çünkü dünyada hiçbir şey hiçbir zaman devrilmiyor, çünkü yüzeyde farklılaşsa bile tüm düzenler, tüm uluslar, tüm insanlar birbirinin aynı, çünkü dünya özünü değil gömleğini değiştiriyor, çünkü güçlü olan her zaman kazanıyor. 
Sayfa 265·Kitabı okudu
Eski Türkiyeliler, akıllarının kendilerine yettiğinden hiçbir zaman kuşku duymamışlardı. Zekaya bilgiden her zaman ve çok daha fazla değer vermişler, dayatılan gerçeği öğrenmek için değil, kendi düşündüklerini, kendi inandıklarını, kendi gerçeklerini doğrulamak için okumuşlardı. 
Sayfa 228·Kitabı okudu
Reklam
Zamanla,“Galiba devrim yok, devrimciler var!“ diye düşünmeye başladım.Kur’anı okumayan İslamcılara karşı Maks‘ı okumayan sosyalistler! Tencere yuvarlandı kapağını buldu. Derken bizimkilerin meselesinin aslında bin dört yüz yıllık bir alışkanlıktan ibaret olduğundan kuşkulanmaya başladım:Yaşamayı okumaya tercih etmek alışkanlığı! 
Sayfa 227·Kitabı okudu
❝ Kendimi bir türlü katılmayı beceremediğim karmaşık bir filmin izleyicisi gibi hissediyorum. ❞
Alfa yayınları·Kitabı okudu
Ahlaki değerler sopa ile ayakta durur. Allah’ın sopası, toplumun sopası, devletin sopası. Bugüne kadar kimse ama kimse ahlaki bir hükmün doğruluğunu bilimsel olarak kanıtlayamadı. 
Sayfa 177·Kitabı okudu
❝ Eski Türkiye'nin, ideolojisi yoktu. Eski Türkiye'nin, siyasi ilkeleri, teorileri, idealleri, felsefesi yoktu. Yönü, hedefi, pusulası, öngörüsü olmadığı gibi, liderliğinin entelektüel unsurları da yoktu. Eski Türkiye kültürü, duyguların egemenliği altındaydı. Başat duygu da korkuydu. Evet, korku! ❞
Alfa yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Reklam