Birkaç yıl önce Aysel, bir mektubunda yazıyordu: "Avrupalılarla,
özellikle yaşlı Almanlarla konuş. Onlara, İkinci Dünya Savaşı'nda
bütün o kıyımlar olup biterken neden hiçbir şey yapmadıklarını,
neden sessiz kaldıklarını sor. Sana, bizim hiçbir şeyden haberimiz
yoktu ki, diyeceklerdir. Bilmiyorduk, diyecekler. Ah Engin, yarın
da insanlar bugün için, bilmiyorduk, haberimiz yoktu mu diyecek-
ler? Hepimiz böyle mi diyeceğiz? Bilmiyorduk. Haberimiz yoktu.
Mezarı belirsiz ölülerimiz olduğundan bile haberimiz yoktu ... "
Dün olduğu gibi bugün
de, kız kardeşe yazılmış bir mektup, üstü karalanmış bir itiraf,
haykırmayan bir politik tutumun göstergesi olabilmektedir. Yazık
ki böylesi tutumlar, kimileri için hala günlük hayatın yükünden
kaçış olarak görülebilmektedir. Buna bir "marazi ruh" yaftası
yapıştırılabilmektedir ya da. İnsanın düşünsel faaliyeti derin-
leştikçe, başkaldırı sesinin de derinlerden, boğuklaşmış olarak
gelmesinden daha doğal ne var?
Filmlerim herhangi bir topluluğu veya kişiyi yerelleştiren belli birtakım şartlar veya mas- keleri değil, insanlık durumlarını ifade etme çabasındadır.
Abbas Kiarostemi