İçimin eski kalabalıklığını, güzel kalabalıklığını, bir yerlere, köşelere sıkışmışlığını, o eski yenikliğini düşlüyor şimdi. Bomboş bir evrene, en bereketsiz yağmurlarla yağıyor.
Balzac’ın hakkı yok: O diyor ki, “Aşk, şuuraltı bile olsa yine bir hesap kitap işidir.” Burjuvalar arasında doğru. Fakat benim ne şuur üstü, ne şuuraltı hiçbir hesabım yok. Hesapsızlıklarla doluyum. Sevgilim hesap ediyorsa, zararı yok ben hesap etmiyorum.
Herkese, her şeye, her gelişmeye karşı derin bir kayıtsızlık içindeyim. İşte beni özetleyecek cümle ancak bu olabilirdi: Kayıtsızlık durumu, katıksız özgürleşme.
Sokakların içinde sırtımda talihim, sırtımda kendim, yürümeliyim. mahalle içlerine gitmeliyim. Evler görmeliyim. Gece yarılarından sonra hafif ışıklar yanan pencereler görmeliyim.