Heykele sarfedilen para, milyonları aşkındır. Bu para, edebiyatıyla, tiyatrosuyla, resmiyle, musikisiyle, mimarîsiyle, tezyinî sanatlarıyla, Türk güzel sanatlarına sarfedilseydi ne olmazdı? Maddî ve manevi inkılâp âbidelerinde en büyük yasak, milli hürmet ve haysiyet duygularını istismardan korumak değil midir?
Netice şudur ki, inkılâp âbidesi olarak heykel, yaptırılmaması icabederken yaptırıldı; Türk’e verileceği yerde Avrupalıya verildi; fikir resmedeceğine vesika fotoğrafı çekti; hiçbir sanat kıymetine ulaşamadı; üstelik korkunç bir menfaat istismarına yol açtı. İşte sana, inkılâp âbideleri üstünde, düne, bugüne ve yarına ait bütün ölçüleriyle iş teşhisi!..
Bir heykeltıraşın tek eseriyle kazandığı veya kazanacağı parayı toparlamak için, en iyi romancı veya piyes muharriri 250, en iyi şair 1000 cilt eser vermeye mecburdur.
İsmine inkılâp dediğimiz, yıktığı şeylerin makamına yenilerini getiremeyen, nefs murakabesine yanaşamayan, ideolocyasını kuramayan, genç adamın ruhunu bomboş bırakan ve (tabu)lar gibi kimseye yan baktırmayan vâkıa…