Gerçekler değişmez, ama onlara verdiğimiz tepkiler değişir. Bir zamanlar korktuğumuz şeylere zamanla gülmeye, bir zamanlar tapındığımız şeyleri küçümsemeye başlarız.
Günümüz dünyasında üç temel eğilim öne çıkıyor: İnsanlar kolektif hareket etmek yerine bireyselleşiyor, özgürlük ve gelişim büyük ölçüde ekonomik güç elde etmekten geçiyor ve bireysel olarak ekonomik güce sahip olanların etnik köken veya kültür gibi gerçeklikleri dezavantaj olmaktan çıkıyor.
Etnik kimlik veya cinsel yönelim eksenli kolektif hareketler, bireyselleşme karşısında giderek etkisini yitiriyor. Artık insanlar, kendilerini temsil ettiğini iddia eden yapıların agresif tutumlarına bağlı kalmak yerine, bireysel çıkarlarını önceliklendiriyor.
Türk Milliyetçiliği ile ilgili özgün ve yenilikçi bir internet sitesi hazırlıyoruz. İçeriğinde, daha önce hiç ele alınmamış sosyal, siyasal ve psikolojik konulara yer verirken, bu konuları istatistiksel analizlerle de destekliyoruz. Türk Milliyetçiliği adına güçlü bir şekilde ilerlediğimiz bu yolda, içerik hazırlayabilecek veya başka bir şekilde katkı sağlamak isteyen gönüllü Türk milliyetçileri arıyoruz. Yazma ya da araştırma yeteneğine güvenen, ya da bu projeyi sahiplenmek isteyenler, internet sitemizin kapsamı ve detayları hakkında bilgi almak için özel mesaj yoluyla bizimle iletişime geçebilirler.
Türkiye, Fransa, Almanya veya Kaliforniya gibi değil; çarpık kentleşmenin, suçun, şiddetin ve nihilizmin egemen olduğu Brezilya gibi sekülerleşiyor. Ve bu sekülerleşme, modernleşmek bir yana, Türkiye’yi kültürel anlamda hızla çökertiyor
Bu fenomen yeni değil. 90’larda İbrahim Tatlıses’in arabeski, köyden kente göç eden sınıfın kültürel sancılarını anlatırken nasıl baskın hale geldiyse, bugün de bu rapçiler aynı işlevi görüyor. O dönem “ayağında kundura” ile kentli burjuvaya meydan okuyan arabesk kültürü nasıl egemen olduysa, bugün de İstanbul’un varoşlarından yükselen rap kültürü, zenginleşen ama kültürel olarak rafine olmayan yeni kentli kesimlerin sesi haline geliyor. Ancak burada arabeskin melodramatik, trajik anlatısından bile daha vahim bir durum var: Artık acı bile estetize edilmiyor, sadece pespaye bir şiddet ve gösteriş kültürü içinde eritiliyor.