Aişe radıyallahu anha validemizin şu rivayetine kulak kabartmalıyız. Diyor ki:
-Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana dedi ki:
"Senin benden hoşnut olduğunu veya kızgın olduğunu ben anlıyorum."
"Bunu nasıl anlıyorsun?" dedim. Dedi ki:
"Benden memnun olduğun zaman: 'Muhammedin Rabbine yemin ederim' diyorsun. Razı olmadığında da: 'İbrahimin Rabbine yemin ederim.' diyorsun."
Ben de dedim ki:
"Vallahi öyledir, ey Allahın Resulü! Ama tepkim sadece senin isminedir."
Kadın, bir emanettir. Bu emanet Allah'tandır. Aile gibi temel değerin direği olması, onu dinen olduğu kadar aklen de önemli kılmaktadır. Evlenip nikahlanmayı ele alan sözlerimizin bu eksenden hareket etmesi gerekmektedir. Evliliğe bakışımızı da iki gencin baş göz edilmesi seviyesinden yükseltmeliyiz. Evliliği Allah’ın Şeriat'ının esas alındığı uygulama düzeyine yükselterek evliliğe yeni bir yükseliş kazandırmamız şarttır artık.
Batılı toplum yapısının yansıması olan, sadece kadınların sevilmek için yaratıldığı vehmi yanlıştır. Erkek de en az kadın kadar sevilmeye muhtaçtır. Aileyi ayakta tutan da bu anlayış olur.
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir neslin, aile huzuru için beşeri yasaların himayesinde bulunmayı sakıncasız bulması ne abes bir durumdur! Dinimizin bize yeterli olduğunu idrak edemeyişimiz tam anlamıyla bir afettir.
Kadının süslenmesinde din açısından hiçbir sorun yoktur. Sorun, kadının süslenmesinin kime yansıyacağıdır. Kadın nikahlı eşi için süslenirken önü açıktır, Allah'ın dininin teminatı altında süslenebildiği kadar süslenir. Nihahlısı olmayan erkekler için süslenirken ise sınırlara riayet edilmesi mecburiyeti onun önünde Allah'ın emri olarak durmaktadır.