• Son zamanlarda bütün Erenköyü ve civarı halkının dilinde dikkate şayan bir dedikodu dolaşmaktadır. Beyaz bir konak etrafında temerküz eden bu dedikodular polis müdüriyetine kadar aksetmiştir.

    Söylenenler, Erenköyü'nün hücra bir köşesinde, çamlıklar arasında saklı bir köşkte gizli âyinler yapıldığı, gündüzleri de bu ibadethanede oturan ihtiyar bir şeyhin çocuk, kadın, erkek, yüzlerce kişi tarafından ziyaret edildiği mahiyetindedir. Yine rivayetlere göre bu beyaz konak yalnız civarın, çok daha geniş sahada oturan halk içindeki cahillerin, safdillerin nazarında ulvî bir mabet telâkki edilmekte, muhterem şeyh efendi, hastaları iyileştiren, kayıpları birleştiren kerametler sahibi bir evliya, bir ermiş olarak tanınmaktadır. Bu şeyh efendinin şöhreti tâ Trabzon ve Of sahillerinden, Antalya, Adana havalisine kadar yayılmış ve her mevsimde buralardan bazı biçareler, işlerini güçlerini bırakıp, türlü türlü hediyelerle gelerek şeyh efendiye istirhamlarda bulunmaya başlamışlardır...

    "Erenköyü'nde, Kazasker camii civarında, (E.) efendi adında 99 yaşlarında, (yaşı bile yanlış) beyaz sakallı bir şeyh vardır. Bu zat tekkelerin ilgasından sonra meçhul bir semtten Erenköyüne gelmiş ve bir köşkün bölüğüne kiracı olarak yerle miştir. Efendi, aradan çok geçmeden muhitte dedikodulu bir alâka uyandırmış ve herkes bunun kerametinden bahse başlamıştır. Biraz sonra şeyhin oturduğu evde kalabalık bir mürid kafilesiyle âyin yapıldığı, onun ayrı ayrı topluluklara vaiz ve irşadlarda bulunduğu ve her isteyenin, bir tekke imiş gibi burada günlerce yatabildiği şayi' olmuş, iş büyümeğe, dallanıp budaklanmaya başlamıştır. Bu sıralarda (E...) efendinin müridlerinden (Z...) Paşanın yakını (S...) hanım, şeyhin şimdi oturduğu beyaz konağı ona satın almış, diğer bir mürid köşkü boyatmış, bir başkası da baştan aşağı muşamba döşetmiş, atlas perdeler, mobilya, hattâ siyah bir fayton araba ile iki at alarak şeyhin istirahatını temin etmiştir.

    Her gidenin mutlaka bir şeyler götürdüğü, uzaktan gelenlerin, kimsesi olmayanların bir imaret gibi orada yatırıldıkları, iaşe edildikleri söylenmektedir. Bunlara nazaran şeyh efendi, yeşil çamlıklar içinde gömülü beyaz köşkünde beş para masraf etmeden bir cennet hayatı ya şamakta, tenekelerle yağ, un, kahve, şeker, hattâ çikolata, sağdan soldan yağmaktadır."

    Bu saçma - sapan (Fantoma) üslûbiyle kaleme alınan yazının garaz ve muradı üzerinde hiçbir tefsir zahmetine değmez. Tâ Temmuz ayında Aralık ayının faciası hazırlanmaktadır.

    Basındaki, şeriat ve tarikat adamlarına başlayan hücumun bir hükümet diktası olduğu şundan bellidir ki, Menemen Muhakemesi başlar başlamaz, savcılık, resmî ve şifreli telle hemen 'Vakit' gazetesindeki yazıyı istemiş, bununla da kalmayarak İstanbul Polisine talimat gönderip bu yazıya karşı ne yapıldığını sormuş ve Şeyh Es'ad Efendi hakkında bilgi talep etmiştir.

    Danışıklı döğüşü görüyor musunuz? Hükümetin daha evvel tertiplediği vesikalar, sonra yine onun telkiniyle hüccet teşkil ettiriliyor..