"Ben keyfimce yürümeyi, canım istediğinde de durmayı severim. Bana seyyar bir yaşam gerek. Güzel bir havada, güzel bir ülkede telaşa gelmeden yol yürümek ve yürüyüşün sonunda da hoş bir manzarayla karşılaşmak, onca yaşam tarzı arasında zevkime en uygun olanı."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"... bu birlikteliğin yazgısının ayrılık olacağını, birlikteliğin içindeyken dahi sessiz bir şekilde hisseder gibiydiler. Cümlelerinin arasına gizlenmiş olan bu eylemin gerçekleşeceğine dair inançlarını kırmak için, anı diye biriktirdikleri bütün davranışları, eşyaları,yürüyüşleri, bir kalp atımı kadar uzak kalan yolları ve daha binlercesini devamlı ortaya döküyorlardı."
"Boğulmadım o sonsuz denizde o gün. Hem de hiç. Anılarınla doldurduğum varlığın, yerini yokluğa bırakınca işte şimdi, bardağın içinde duran suda usulca boğuluyorum. İçimde sıkışıp kalıyorum."
"Sana gelmenin şarkılarını buluyor, eski bir hatırayı canlandırmanın yollarını arıyorum ama sen, gözlerimi kapattığımda dahi yanımda olmamayı öğrenmişsin, bir büyü gibi tekrarlıyorsun bunu."
"Umutla beklenti arasında büyük fark var. İlk başta süreyle ilgili olduğunu düşünmüştüm, umudun daha uzaktaki bir şeyi beklemek olduğunu. Yanılmışım. Beklenti bedene ait. Umutsa ruha. Fark bu.
Bir şey daha öğrendim. Bir vücudun beklentisi bir umut kadar uzun sürebilir. Seninkini bekleyen benim vücudumun mesela.
Sana iki kere müebbet verdikleri anda onların zamanına inanmayı bıraktım."