Soğukluğunuza karşılık bende de bir mesafe var artık. Bir kere olsun, yalnızca bir kere; ben aramadan, ben sormadan, ben yazmadan sordunuz mu beni bana? Ölür müsünüz be, bir insanın hatırını sormaktan ölür müsünüz? Dışım kalabalık; çok sevilen, çok değer verilen biriymişim gibi duruyor belki ama içim yalnızlık, içim kimsesizlik, içim değersiz hissettiren kırgınlıklarla dolu. Çok kızgınım; benim için değerli olanları benden koparanlara da, kopmaya en başından hazır olanlara da. İçim öyle dolu ki, ağlasam denizler taşar, toprak çamura döner, evler yıkılır, gökler delinirdi sanki. Kimsesizim işte; kalabalıkların ortasında bile kimsesiz. Bir gelen iki gidiyor yanımdan; kimi sınırlarına takılıyor, kimi sahte samimiyetlerin bataklığına gömülüyor. Çıldırtıyor beni o samimiyetsiz gülüşler, içi boş merhabalar ve unutulmaya mahkûm elvedalar. İnsan bazen anlıyor; mesele yanında kaç kişinin olduğu değil, yokluğunda seni kaç kişinin aradığıymış. Ben de artık en çok buna kırılıyorum.