Bakışlarını güllere çevirdi ama tek gördüğü Tibe’ın yüzüydü. Aylar süren arkadaşlıklarından sonra artık yakından tanıdığı bir yüzdü. Burnunu, dudaklarını, çenesini ve hepsinden de çok, gözlerini tanıyordu. Bu gözler kızın içinde bir şeyler uyandırıyor, başka bir insanla kurabileceğini bilmediği bir bağ kuruyordu. Onlarda kendini görüyordu; kendi acısını ve kendi neşesini. Biz aynıyız, diye düşündü. İkimiz de kalabalık bir odada yapayalnızken bağlanacak bir şey arıyoruz.
İnsan tek başına doğa karşısında da, hayatın içinde de yeterince güçlü değildir, olamaz da... İnsanlık tarihi boyunca sadece ve ancak hep bir aradayken medeniyetler kurmayı başarmışız, dilleri icat etmişiz, bir üretim düzeni kurmuşuz ve kültür ortaya çıkarmışız.
Aşırı bireysellik, yaşadığımız çağı bir yalnızlar evrenine dönüştürdü farkındaysan. Kalabalık aileler yok, kalabalık komşuluklar yok, kalabalık arkadaş grupları yok. Bir ya da iki çocuklu aileler kuruyor, onları da çoğunlukla kaybediyor, bir arada tutamıyor, dağılıyoruz.
İçinde yaşadığımız evler büyüdü belki ama aileler küçüldü. Uzaya turist gönderiyoruz ama, en yakınlarımızdan çok daha uzağız, bir araya gelemiyoruz.
Tek başıma hayatta kalmayı başarırım belki ama seninle bir işe de yaramaya başlarım, biz oluruz.
insan doğar, on-on beş yıl sonra dünyanın nasıl bir tezgâh olduğunu ve doğumla ölüm arasına nasıl hapsedildiğini fark eder bu aslında bir histir, bilgi değil ve ilk tepkisini verir avazı çıktığı kadar bağırarak bu çığlık, bir kalabalığın içinde cüzdanını çaldırdığını fark eden kişinin çaresiz haykırışına benzer önce, aşağılayan ve umursamaz bakışlar atan kalabalık, sonra da gürültüye dayanamayıp, içlerinden birini, bağırıp çağıranla konuşmaya gönderir o da gidip "biz de çaldırdık cüzdanı, ne var? senin gibi kıçımızı yırtıyor muyuz?" der böylesi bilimsel bir müdahale için genelde diplomalı olanlar tercih edilir kalabalığın umursamazlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresindeki boşluğu insanlar doldurur
buna büyüme denir yetişkin olma
tam olarak, yetişkin uysallığı yapay bir haldir, tasarlanmıştır, işlevselliği üzerinde hesaplar yapılıp öyle biçimlendirilmiştir; yetişkin uysallığının temeli, toplumun varlığının sürdürebilmesi için toplumdaki her bireyin bir boka yaraması gerektiği inancı yatar ve en önemlisi, yetişkin uysallığı tamamen ölçüsüz bir dünyada, milimetrik biçimde ölçülüdür.
Selanik'in kalabalık unsuru Yahudilerdi.Bunların önemli bir kısmının Müslüman diye kaydolduğunu biliyoruz ve bu da aynı sosyal,kültürel kalabalık bir zümreydi.