Halil Cibran
Yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri,
yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,
yoldan metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,
tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları,
maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50. metrede yola yatanları,
yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zor atanları,
yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,
ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları,
beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,
yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin.
Aldırma, yürü.

esra k., Bir Yusuf Masalı'ı inceledi.
 2 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Aslında kitap okuyacak zamanı bile zor buluyorum, o yüzden inceleme yazmayı düşünmüyordum ama şiirler... şiirler parmaklarımı klavyeye doğru sürükledi, gerçi şuan bu kitap hakkında bir şeyler yazmaya çalışmayı elimdeki teknolojik aletle yapıyor olmayı da eleştirmedim değil, sanırım kağıt ve kalem daha çok yakışırdı, neyse kendi iç hesaplaşmamı sonraya bırakıp kitaba geçeyim.

İnsanın hayatında belli zamanlar vardır, bir an durup etrafında hareket hâlinde olan ne varsa sorgulamaya başlar. Önce yerleri sorgular; o neden orda? onun bendeki yeri doğru bir yer mi? Yada ben neden burdayım? gibi birbirinin benzeri olan bir çok soruya uygun cevaplar aramaya koyulur. Tıkandığı olur, doğru cevabı bulması için bilmem kaç yıl daha yaşaması gerektiğini de olur.

Bir Yusuf Masalı'nı okumak, böyle bir sorgulamanın kıpırtısını hissetiğim anlardan birine denk geldi.

"kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde"(s. 15)

Bu dize, dünyada olmayı bir kabulleniş mi acaba?

Bir Yusuf Masalı hiç benzemiyor diğer masallara. Bir şey, söylemek istiyor şair. Okuyanın kulağına değil de kalbine fısıldamak istercesine.

İnsan dedikleri bu nankör, kan dökücü, cimri, unutkan ( s. 64)

Bu sıfatlar dünyada olmak yüzünden mi bulaştı insanın üzerine acaba?

Çünkü boy atmaya can atarken bir fidan
Umursamaz çokluktakı kösteği.
Eylem gerek tohumu çatlatmak için ( s. 69)

Günün birinde bir hocam; "her insan toprağa atılmış bir tohum" demişti, o geldi aklıma...

Yalnız yaşayanların işidir
Yola çıkmak, yolu kat etmek. ( s. 78)

Ah, yaşamak! Dönüp dolaşıp geldiğimiz o nokta. Yola düşmek, yolda kalmak...

Aradı
Arayış ibresinden gözünü ayırmadı ( s. 83)

Ve aramak, durmadan. Yaralanarak...

Masal daha devam eder, bilmem ki nasıl biter...

"Dünyayı yöneten, kalem, mürekkep ve kâğıttır."
Jonathan Swift

Azra Tuba Demir, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silâh: Kalem. Sözle, yazıyla kazanılmayacak savaş yok... Kalem sahiplerine düşen ilk vazife: Telaş etmemek, öfkelenmemek, kin kışkırtıcısı olmamak. Halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak. Bir kılıcın kazandığı zaferi, başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle yapılan fetihler, tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete.

Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 60 - İletişim Yayınları)Bu Ülke, Cemil Meriç (Sayfa 60 - İletişim Yayınları)
Hande NUR, bir alıntı ekledi.
10 saat önce · Kitabı okuyor

Gül , dalında gülümsediği gibi , kalem de yazarken güzelleşir.

Ayaklı Kütüphaneler, Dursun Gürlek (Sayfa 159 - Kubbealtı Yayınları)Ayaklı Kütüphaneler, Dursun Gürlek (Sayfa 159 - Kubbealtı Yayınları)
dikenprenses, Bir Akşamdı'ı inceledi.
 11 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bir Akşamdı romanı ''yaşamak isteyen'' bir kızın başına gelen belalar. Yaşamanın da bir yolu yordamı olmalı değil mi? Ama Meliha'yı suçlayamıyor insan. Tüm gün öksüren hasta bir baba, daima şarkı söyleyen gözü dışarda iffetsiz bir anne. Kim nasihat edecekti ki o yavrucağa?

Velhasıl güzel kitaptı. Hepimizin hayata dair umutları, hırsları, arzuları olur. Bir genç kızın gözünden iyi yansıtmış. (Fatih Harbiye'yi anımsatan yönleri var.) Peyami Safa çok güçlü bir kalem ,okunmasını tavsiye ederim.

Begüm Doğan, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okuyor

Evet! Bu manevî bir açlıktı; bu, ilim açlığıydı. Bu açlık, beni bir hafiye gibi takip eden yüksek düşüncelerimin, tatmin edilemiyen ilmî emellerimin verdiği açlıktı. Artık dayanamıyordum. Gözüm, çevremde hiç bir şeyi görmüyordu. Kağıt kalem aldım. Divandaki yerimi süratle terkederek, masanın sert iskemlesine oturdum. Ne yaptığımı bilmeden, kağıdın üstüne önce bir koordinat eksen takımı çizdim. Ellerim bana itaat etmiyordu. Sanki, görünmez bir kuvvetin tesiriyle bilmediğim bir yörüngenin üstünde hareket ediyordum. Silkinip, kendime gelmeye çalıştım. Acaba biraz daha yemek mi yeseydim? Fakat, karnım o kadar şişmişti ki, bu fikre bedenim isyan etti. Tekrar çizmeye başladım. Önce, belirsiz şekiller gibi görünen bu esrarlı çizgiler yavaş yavaş, anlaşılır sistemler hâline gelmeye başladı. Kağıdın üstü, uzay şekiller, formüller ve ilk bakışta okuyamayan notlarla dolmuştu. Ben de bitmiştim; bütün içimin boşaldığını hissediyordum. Masadan kalktım ve divanda, artık bana büyük görünen eski yerimi doldurdum güçlükle. Farkında olmadan, kağıdı da eline almıştım. Önce, bu iki boyutlu nesneye boş nazarlarla baktım: Ne demekti bütün bunlar? Gevşek bir gayretle, yazdıklarımı, çizdiklerimi çözmeye çalıştım. İlk bakışta anlamsız görünen karalamalar gittikçe önem kazanmaya başladı. Bu karanlıkta, yavaş yavaş bütün unsurlar, şaşılacak bir düzenle yerini buldu. Görünüşte bedenimde bir hareket olmadığı halde, içimin şiddetle sarsıldığını duyuyordum. Gerçekten sarsıcı, müthiş bir gerçekle karşı karşıya kalmıştım: ben, yeni bir sistem bulmuştum. Kağıdın üstündeki o kargacık burgacık çizgiler arasında 'Hayatın Koordinatları' nazariyesinin esasları yatıyordu.

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 70 - İletişim yayınları)Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 70 - İletişim yayınları)
Kasım, Yitik Bir Aşkın Gölgesinde'yi inceledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı bana armağan ederek yüreğimde adını veremediğim bir duygu yaşatan sevgili Esra arkadaşıma ithaf ediyorum.

Bu kitap, Kürt dilini küçük gören, Kürt kültürünü hiçe sayanlara bir cevaptır.
Bir aşk hikâyesi gibi görünse de Kürt insanlarının verdiği mücadeleyi anlatan bir roman.

Sene 1922. Cumhuriyet'in kuruluşuna 1 yıl, Şeyh Said'in başkaldırısına 3 yıl var. Kürt aydınlarını ya öldürüyorlar ya da sürgünü yolluyorlar. Kaçanlar kurtuluyor, kaçamayanlar öldürülüyor.
Memduh Selim, Kürt bir aydın. Evini, yurdunu, ailesini yani ruhunu yaşadığı topraklara bırakıp, bedeniyle sürgüne gönderiliyor.
Memduh Selim, acı çekiyor, memleketine özlem duyuyor. Halkının yaşadığı zorluklar gözlerinin önünden gitmiyor. Selim'in bilinçaltı öyle sarsılmış ki, rüyalarında birçok kabus görüyor.
Aydın, halkın sesidir. Aydın, halkının yanında olmalı. Aydın'ın silahı var: Kalem. Selim, silahını vicdanlara nişan alıyor.
Vicdanlar kör, kulaklar sağır.

Düşünceler konuşmazsa, mermiler konuşacak. Türk Devleti, isyancılara durmalarını, devlet karşı gelmemelerini söyleyip, bir anlaşmaya varılırsa, isyancıların serbest bırakalacağını söylüyor. Kürtler, "Hak, hukuk, özgürlük," istese de veren yok. Hak, hukuk, özgürlük yoksa isyan her zaman olacaktır.

İnsan, et ve kemikten ibaret değildir. İnsan, isyandan, öfkeden, özgürlüğünden, ibarettir. Kürt halkı "hayır" demeyi, "isyan" etmeyi, "neden" demeyi bildi. Kürt ırkı, isyan etti. Kürt ırkı, öfkelendi. Neden? Özgürlüğü için, insanlığı için. Her ırkın, bir dili, bir kültürü, bir tarihi vardır. Kürtler, isyan etmeseydi, bugün hiçbiri olmayacaktı.

Nasıl ki İnce Memed'in başkaldırışını anlayışla karşılıyorsanız, Kürtlerin başkaldırışını anlayışla karşılamalısınız.

Hangi ırktan olursa olsun, kişi haksızlığa adaletsizliğe bir yere kadar tahammül eder. Unutmayan ki, bir ırkın tarihini, dilini, kültürünü unutturamazsınız. İnsanoğlu, duygu dolu bir canlıdır. O duyguları ya kağıda döker, ya da insan canına.
Şiiri seven, müziği seven bir halkın eline silahı vermeyin. Eline silah almaya zorlatmayın.

İnsan kaderini kendi mi belirler? Ya da kişinin kaderini belirleyen bir güç bir sistem mi var? Çok sevdiğin birinin yanında mı kalırdın yoksa, yaşadığın toprakta mı? İnsanı bir seçime zorlayan bir güç, bir sistem var, değil mi? Memduh Selim bir seçim yapmak istemiyor ama yapması şart! Savaş, sürgün onu seçime zorluyor. Ya sevdiği birinin yanında mutlu ama huzursuz yaşayacak ya da doğduğu toprakların üzerinde huzursuz ya da mutsuz yaşayacak.

Bu kitap öyle bir kitap ki, okuyan kişi, savaşa da lanet ediyor, sürgüne de savaşı icat edene de...

Hınca hınç öfke doluyum; devletlere karşı, insan kanı içenlere karşı, insan kanıyla beslenenlere karşı, bir ırkı hor görenlere karşı, bir dili unutturmaya çalışanlara karşı...

Bu kitap, nice Memduh Selimlerin hikâyesi...

Irkınızı, kimliğimizi, tarihinizi halının altında bırakarak bu kitabı okuyun.

Acı çeken canlıdır, bir başkasının acısını duyan insan.

DESTİNA ÖYKÜ, Edebiyat Heveslisi Gençlere Tavsiyeler'i inceledi.
15 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Charles BAUDELAIRE - Edebiyat Hevesli Gençlere Tavsiyeler

Fransız edebiyatının devrimci kalemi Baudelaire, edebiyat bahçesindeki tecrübe meyvelerini edebiyat sever gençlerle paylaşıyor.

Esin kaynaklarını, çalışma yöntemlerini, şöhretin getirdiği handikapları, eleştirilerle göğüs göğüse çarpışmak ve başarılı bir kalem olmak için uygulanması gereken yöntemleri adım adım, samimiyetle aktarıyor.

"Eleştiri", "Şiir" ve "Ücretler" bölümleri çok farklı ufuklar açtı bende. Okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Diyor ki Baudelaire;

“Okuyacağınız tavsiyeler tecrübenin meyvesidir; deneyim denen şey belli bir miktar hatayı içinde barındırır; bu hataların hepsi (veya neredeyse hepsi) zamanında işlenmiş olduğundan, umuyorum ki benim tecrübem de hataların her biriyle doğrulanacaktır.”

Herkese keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanlar.